MUKADDİME
Üzerimize farz
olan ibadetler, namaz ve oruç gibi bedeni,
zekat gibi mâli, hac gibi hem mâli hem
bedeni olmak üzere üç kısımdır.
İslamın beş şartından biri olan hac,
Hicretin dokuzuncu yılında farz kılınmış
olup, farziyeti kitap, sünnet ve icmâ ile
sabittir. Belirli şartları taşıyan
Müslümanlar’a, ömürde bir defa hac yapmak
farz-ı ayındır. Ancak, şartlar gerçekleştiği
halde hemen haccetmeyip daha sonra bu
vazifeyi ifâ edenlerin haccı da kaza değil
edâ olur.
Şurası bilinmelidir ki, hacca niyet eden
kimsenin, evvelâ hac ibadetiyle alâkalı tüm
bilgileri öğrenmesi gerekir. Aksi halde,
üzerine farz olan bu ibadeti ya noksan yapar
ya da haccın sıhhatine mâni hareketlerde
bulunur.
Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili
Peygamberimiz (s.a.v.) her türlü zahmete
katlanarak, haccın nasıl yapılacağını
sahabelerine öğretmiş ve onlar vâsıtasıyla
daha sonra gelecek ümmetlerine uyarıcı ve
doyurucu bilgiler bırakmıştır.
Hac'da büyük bir topluluk meydana
gelir. İslâm Âlemi birbilerinin hallerini
öğrenip, birbirlerine iyilikte ve takvada
yardım ederler. Bir kavim diğerinden nice
hikmetler öğrenip ibret alırken, Müslüman
kardeşlerinin çokluğu ve dünyadaki
gayretleri ile de mânen güçlenir
(S.H.T).
Bu kitap ta, hac ibadetinin usulüne uygun
olarak yapılması, hac esnasında nelere
dikkat edileceği, hangi fiil ve
davranışların suç sayıldığı, haccın erkân ve
âdâbının neler olduğu ile alâkalı bilgiler
bulunmaktadır.
Ayrıca mevzuların daha iyi anlaşılabilmesi
için yer yer resimler ve şekiller
konulmuştur.
Müslüman kardeşlerimizin makbül ve mebrur
bir hac yapmalarını Cenab-ı Hakk dan niyaz
ederiz.
HACDAN ÖNCE HAZIRLIK VE
BAZI TAVSİYELER
Hacı adayı kardeşim! Her şeyden evvel
şunu bilmelisin ki! Hac yolculuğu ticari ya
da turistik bir seyahat değil, bir ibadet
yolculuğudur. Bu yolda atılan her adımın,
çekilen sıkıntı ve meşakkatlerin bir
taraftan kendimize sevap kazandırırken diğer
taraftan günahlarımızı eriteceğini hiçbir
zaman unutmamalıyız.
Mali ve bedeni gücü yerinde olan bir
Müslüman’a farz olan hac ibadeti, diğer
ibadetlere nisbetle ifası oldukça zor olan
bir vazifedir. Bu sebeple her şeyden önce
sabırlı olmanızı tavsiye ederiz. Zira uzun
bir yol kat edecek ve çok sıcak bir iklimle
karşılaşacaksınız. Çeşitli yerlerden gelmiş
insanlarla karşılaşacak ve beraber
olacaksınız. Bazen aç, bazen susuz ve
uykusuz kalacaksınız. Dengeniz bozulup
sinirli halde olabilirsiniz veya
karşınızdaki öyle olabilir, hatta sizden
daha sinirli olabilir. O halde yapacağınız
iş çok sabırlı olmaktır. Sabır,
sabır…
Temiz, efendi, nazik, affedici, tatlı dilli,
güler yüzlü ve alçak gönüllü olmak
mecburiyetindeyiz.
Hacı adayı kardeşim! Sakın ola kimsenin
kalbini kırma. Çünkü kalp kırmak Allah c.c
nazarında Kâbe’yi yıkmaktan daha tehlikeli
ve günahtır.
Dikkatli ol! Zira şeytan ve nefis, bu yolda
daha çok musallat olacaktır. Allah c.c
şerrinden korusun.
Hacı adayı kardeşim! Allah Resulünün
huzuruna gideceğiz, iyi hazırlanmalıyız,
maddi ve manevi temizliğimizi iyi
yapmalıyız. Tespih namazın kılıp, tövbe ve
istiğfara salât-ü selama şimdiden
başlamalıyız.
Çok sadaka ver ve yolda yetecek kadar para
al; maddeten ve manen kimseye yük olma.
Mümkün olduğu kadar malınla ve bedeninle
başkalarına yardımcı ol. Bütün bu güzel
şeyler haccının kabulüne ve ayrıca mukaddes
yerde bir nafile hac sevabı kazanmana da
vesile olur.
Nitekim Peygamber s.a.v. efendimiz
“Başkasına yük olmayın” buyurmuştur. O halde
uçakta, otobüste ve kalınacak yerlerde
arkadaşlarımıza yük olmadan, bilhassa
yaşlılara yardımcı olmaya çalışalım.
O mübarek yerlerde alış-verişe dalmayalım.
İbadete gayret eldim. Alış-verişi
memleketimizde yapabiliriz; ama Kâbe’yi,
Ravza’yı ve Mescid-i Nebevi’yi bulamayız.
Allah c.c her hususta yardımcımız olsun…
Âmin
HACCIN FAZİLETİ

(Sure-i Al-i İmran 96-97)
Manası: “Şüphesiz âlemler
için, çok feyizli ve ayn-ı hidayet olmak
üzere, konulan ilk ev (ma’bed) elbette
Mekke’de olandır. Orada apaçık alametler,
İbrahim’in makamı vardır. Kim oraya girerse
(taarruzdan) emin olur. Ona bir yol
bulabilenlerin (gücü yetenlerin) Beyti hac (
ve ziyaret) etmesi Allah’ın insanlar
üzerinde bir hakkıdır. Kim küfrederse
şüphesiz ki Allah âlemlerden ganî (müstağni)
dir.”
Dünya ve ahiret
hayatı bakımından önemli bir dönüm noktası
olan hac, ihlâs ve samimiyetle edâ edildiği
zaman Hz. Allah kıtında yüksek dereceleri
ihraz etmeye vesile olur ve kişiyi her
hususta mükemmelleştirir.

(Buharı c.2 s.209 Müslim c.4
s.107)
Manası: “Kim Allah c.c için
haccederse, kötü söz ve davranışlardan
sakınır ve günahlara sapmazsa, annesinin onu
doğurduğu günkü gibi günahlardan
temizlenmiş olarak döner.”

(Et-Terğib ve’t-Terhib c.2
s.165)
Manası: “Câbir (r.a)’dan
Peygamber (s.a.v)’in şöyle buyurduğu rivayet
olunmuştur: “Hacc-ı mebrur için cennetten
başka mükafat yoktur.” Bunun üzerine:
-“Onun mebrur olması ne (ile) dir?” diye
soruldu:
Rasul-i Ekrem:
-“Yemek yedirmekle, hoş kelam (konuşmakla)
iledir” buyurdu.
Allah rızası için yapılan hayır ve ibâdeti
îfa için harcanan paralar, budanmış bir
asmanın daha çok üzüm vermesi gibi,
sahibinin malında bir bereketin husulüne
vesile olur.

(Buhari c.2 s. 141; Nesai c.2
s.3)
Manası:Ebu Hureyre
(r.a)’dan şöyle dediği rivayet olunmuştur:
Peygamber (s.a.v) Efendimize:
-“Hangi iş daha faziletlidir?” Diye
sorulduğunda.
-“Allah ve Resulüne iman etmektir.” Cevabını
verdi.
-“Sonra hangisi denildi?” denildi.
-“Allah yolunda cihattır.” Buyurdu.
-“Daha sonra hangi (amel) bir?”denildi.
-“Hacc-ı mebrurdur.” Buyurdu.

(Et-Terğib ve’t-Terhib c.2
s.178)
Manası:”Hiç şüphe yok ki,
şu beyt (-i şerif), İslam’ın direk
(mesabesindeki rukün) lerinden biridir. Kim
hac ve umre yaparsa, kafeletini Allah’ın
üzerine havâle etmiş demektir.
Eğer (bu yolculukta) vefat ederse Allah onu
cennete koyar, şayet ehl(-i beyt) inin
yanına döndürürse ganimetle geri çevirir.”
Hac ve umre yapan kişi, işini ve eşini,
canını ve malını Allah’ın hıfz-u himayesine
havâle etmiş demektir. Bu vazifeyi îfa
ederken ölürse Allah-ü Teâla cennetine
koyar. Memleketine salim dönerde sevap ve
berekete nâil olarak avdet etmiş olur.

(Et-Terğib ve’t-Terhib c.2
s.180)
Manası:”Hacılar ve
umreciler Allah-ü Teâla’nın elçileridir.
Allah c.c onları hacca çağırdı, hemen icâbet
ettiler onlar da Allah’tan istekte
bulundular, Cenab-ı Hakta dileklerini
kendilerine verdi.”

(Et-Terğib ve’t-Terhib c.2
s.180)
Manası:”Hacda harcanan
para, Allah c.c yolunda (cihad için) sarf
edilen nafaka gibi, yedi yüz kat fazlası ile
verilecektir.”

(Et-Terğib ve’t-Terhib c.2
s.109)
Manası:”Haccetmek isteyen
kimse acele etsin, geriye bırakmasın. Çünkü
ya hasta olur ya bineği kaybolur Yahut
ihtiyaçları ortaya çıkar.”
Bir müminin, haccı îfada
acele etmesini ihtiyata uygun olduğu bir
gerçektir. Sıhhati yerinde bulunurken,
gençliğini güç ve kuvvetini kaybetmeden,
elindeki mâli imkan sarsılmadan ve can
tende, para kesede iken yapıvermelidir.

(Ebu Davut c.2 s.141)
Manası:”Kim hac yapmayı
dilerse acele etsin.”

(Et-Terğib ve’t-Terhib c.2
s.211)
Manası:”Kim açık(ta
görülen) bir ihtiyaç, (yolculuğuna) mâni
olan bir hastalık veya zalim bir hükümdar
engellemediği halde haccetmezse, dilerse
Yahudi dilerse Nasrâni olarak ölsün.”
HAC İLE ALÂKALI BAZI TABİRLER
Hac: Husûsi mekânı,
husûsi zamanda, husûsi fiille ziyâret
etmektir.
Hacc-ı İfrad : Umresiz
yapılan hacdır.
Hacc-ı Temettû: Aynı
senenin hac aylarında umre ve haccı ayrı
ayrı ihramlarla edâ etmektir.
Hacc-ı kıran:
Bir ihramla umre ve haccı beraber yapmaktır.
Hac ayları:
Şevval, zilkâde
ve zilhicce’nin ilk on günüdür.
Menâsik-i Hac: Hac
vazifeleri; haccın farzları, vacipleri ve
sünnetleri olan fiillerdir.
Haccı mebrur: Makbul olan
hacdır.
Umre: İhramlı olarak
Beytullah’ı ziyaret etmek, Safa ile Merve
arasında sa’y etmektir.
İhram: Hac ve umre
ibadetlerini edâ etmek için bir kısım
mübahları haram kılmaktır.
İzâr: Belden aşağıya
dolanan peştamal gibi örtü.
Ridâ:
Belden yukarıya
örtülen havlu ve benzeri örtü.
Niyet: Kasdetmek.
Telbiye: لَبَّيْك اَللَّهُمَّ لَبَّيْك،
لَبَّيْكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ لَبَّيْك، إنَّ
الْحَمْدَ وَالنِّعْمَةَ لَكَ وَالْمُلْك، لاَ
شَرِيكَ لَك.
“Lebbeyk. Allâhümme lebbeyk. Lebbeyke lâ
şerîke leke lebbeyk. İnnel-hamde ven-nimete
leke vel-mülk. Lâ şerike lek.”
Tehlil: “Lâ ilâhe
illâ’llâhü vahdehû lâ şerîke leh,
lehü’lmülkü ve lehü’lhamdü ve hüve alâ külli
şey’in kadîr.”
Temcid: “Lâ havle velâ
kuvvete illâ billâhi-l aliyyi-lazîm”.
Hatim: Kâbe’nin kuzeyinde
yarım daire bir duvarla çevrilmiş olan
kısımdır.
Hıcr: Kâbe’nin, hatimle
çevrilmiş olan kısmıdır: Kâbe’den sayıldığı
için tavaf Hatim’in dışından yapılır.
Hacer-i Esved: İçersinde
insanların ruhlar âleminde verdikleri
ahitlerinin bulunduğu, Cennet-i Âlâ’dan
gelmiş bembeyaz ve büyükçe bir incidir.
Asıl adı
Hacer-i Esad’dır. Günahkâr
kimselerin ellerini ve yüzlerini
sürmelerinden dolayı siyahlaşmış ve Hacer-i
Esved adını almıştır. Tavafa başlama
yeridir.
Mültezem: Hacer-i Esved’le
Kâbe’nin Kapısı arasıdır. Duâların kabul
olduğu yerlerdendir.
Mâkam-ı İbrâhim: İbrâhim
Aleyhisselâm’ın ayak izlerinin üzerinde
âşikâr olarak görüldüğü mübârek bir taş.
Zemzem: Cebrail
Aleyhisselâm’ın çıkardığı mübârek sudur.
Tavâf: Kâbe-i Muazzama’nın
etrafında yedi defa dolaşmaktır. Bir kere
dolaşmaya “şavt” denir. Yedi şavta, bir
tavaf denir.
Tavâf-ı Kudüm: Mekke-i
mükerreme’ye varılınca yapılan tavaftır. Bu
tavâf, âfâki (Mekke dışından gelen) için
sünnettir.
Tavâf-ı Ziyâret: Arafât’tan
inildikten sonra yapılan farz tavâftır.
Vedâ tavâfı: Âfâkiler için
Mekke-i Mükerreme’den ayrılmazdan önce
yapılan vâcip tavaftır. Hac farizası bununla
tamam olur.
Izdıbâ:
Sonunda sa’y olan
tavâfa başlamazdan evvel ridâ’nın
bir ucunu sağ koltuk altından geçirip, sol
omuz üzerine atmaktır. Böylece sağ omuz ve
kol ihrâmın dışında kalır. Kendinden sonra
sa’y olan tavâfların her şavtında erkeklere
sünnettir.
İstilâm:
Tavâfa başlarken
ve tavâf esnâsında Hacer-i Esved’in hizâsına
her gelişte dönerek namaza durur gibi iki
eli kulak hizâsına kaldırıp “Bismillâhi,
Allâhü Ekber” diyerek,
uzaktan selâmlamaktır.
Remel:
Izdıbâ halinde ilk
üç savtta adımlar kısaltılmak ve omuzlar
silkelenmek sûretiyle sûratli ve çalımlı
yürümektir. Diğer dört şavtta normal olarak
yürünür.
Safâ ve Merve:
Mescid-i
Harâm’ın doğusunda, sa’yin yapıldığı 350 m.
aralıklı iki tepedir.
Sa’y: Safâ’dan Merve’ye
dört gidiş, Merveden Safa’ya ise üç geliş
olmak üzere yedi şavttır. Sa’y, haccın ve
umrenin vâciplerindendir.
Hervele: Erkeklerin, Safâ
ile Merve arasında her geliş ve gidişte iki
yeşil direk arasında koşmalarıdır.
Vakfe:
Arefe günü öğle
namazından sonra Bayram günü Fecir tulu
edinceye kadar bir anda olsa Arafta
bulunmaktır. Bir de Müzdelife vakfesi vardır
ki bayramın birinci gecesi imsak ile güneşin
doğması arasında Müzdelife sınırları
içersinde bulunmaktır.
Arafât:
Mekke-i
Mükerreme’nin güney doğusunda yaya beş
saatlik (25km) mesâfede bulunan bir
mevkidir. Haccın Rüknünden biri olan Arafat
vakfesi orda yapılır.
Müzdelife:
Mine ile Arâfat
arasında Harem sınırları içersinde bir
bölgenin adıdır.
Meş’ar-i Harâm:
Müzdelife’de Kuzah dağı üzerinde bir
tepedir. Şimdi üzerine mescit yapılmıştır.
Mina: Harem sınırları
içersinde, Mekke ile Müzdelife arasında bir
mevkidir. Mescid-i Haram’a 6,5 km
mesâfededir. Cemreler (şeytan taşlanacak
yerler) Mina’dadır.
Cemre: Ufak çakıl taşı.
Cemre-i Ulâ: Küçük şeytan.
Mina tarafındadır.
Cemre-i Vustâ: Orta şeytan.
Cemre-i Akâbe: Büyük şeytan
denir. Mekke-i Mükerreme tarafındadır.
Hedy:
Hacda kesilen
kurbanlardır. Bu kurbanların kesilme yeri
haram hudutlarıdır, minada kesilmesi
sünnettir.
Harem:
Mekke-i Mükerreme ve
civârıdır ki hududları tâyin edilmiş ve
nişan dikilmiştir.
Hıll:
Harem ile mîkat
sınırları arasında kalan yerlerdir.
Mikât:
İhrama girmek için
belirlenmiş yerler.
Mekkî:
Mekke-i Mükerreme
haram hudutlarında ikâmet edenlerdir.
Âfâkî:
Mikât hâricinden
Mekke’ye gelenlerdir.
Eyyâm-ı teşrîk:
Zilhicce’nin on birinci, on ikinci ve on
üçüncü günleridir. Bu günlerde teşrîk
tekbirleri getirildiği için teşrîk günleri
denilmiştir.