Cenâze Bahsi
Vefat etmek üzere olan müslüman sağ tarafı üzerine yatırılarak yüzü kıbleye
çevrilir. Yanında Kelime-i Şehâdet getirilir ve Yâsîn sûresi okunur.
Vefat edince, bir bez ile çenesi başı üzerinden bağlanır. Gözleri kapatılıp
elleri iki tarafına uzatılır. Şişmemesi için karnı üzerine bir demir parçası
konulur. Yıkanıncaya kadar yanında Kur'ân okunmaz. Yıkanılacağı zaman, ayakları
kıbleye gelecek şekilde teneşir üzerine yatırılır. Avret yeri açılmadan elbisesi
çıkarılır ve ısıtılmış su ile yıkanır.
Vefat eden, namaz kılmakla mükellef birisi ise, yıkayıcı eline bir bez sararak
örtüyü açmadan taharet yaptırır. Ağzına, burnuna su vermeden abdest aldırır.
Cünüp olduğu biliniyorsa ağzına ve burnuna da su verilir. Cünüp değilse;
dudaklarının içini, dişlerini, burnun deliklerini ve göbeğinin çukurunu
meshetmek kâfidir.
Başı ve sakalı sabunlu su ile yıkanır. Fakat saçları taranmaz. Yıkayıcı daha
sonra cenâzeyi sol tarafı üzerine yatırıp sağ tarafını, sağ tarafı üzerine
yatırıp sol tarafını yıkar. Sonra, belden yukarısını doğrultup, kendisine
dayayarak karnını mesheder. Cenâzeden necâset çıkarsa su ile temizler, yeniden
abdest vermesi icâbetmez. Temiz bir bezle kurulayıp kefenler.
Kefen
Kefen; vefat eden müslümanın, sarılıp kabre konulduğu bezdir.
Kefen; erkekler için, kamis, izar, lifâfe; kadınlar için ise, kamis, izar lifâfe,
baş örtüsü ve göğüsler üzerine bağlanan bezden ibarettir.
Kâfi miktarda bez bulunamayacak olursa, erkekler için izar ve lifâfe, kadınlar
için de izar, lifâfe ve baş örtüsü kafi görülür. Bu kadar da bulanamazsa, cenâze
bir beze sarılıp gömülür. Kefenin beyaz ve pamuk kumaştan olması efdaldir.
Cenâze Nasıl Kefenlenir
Cenâze, kamis ile boynundan ayağına kadar, izar ile de başından ayağına kadar
kefenlenir. Lifâfe ile de baştan ayağına kadar sarılıp dürülür ve iki ucu
bağlanır.
Kefende, sol taraf sağ taraf üzerine dürülür. Cep ve yaka yapılmaz ve kenarları
dikilmez.
Kadınlarda; baş örtüsü kamisin üzerine, lifâfenin altına gelecek şekilde
örtülür.
Cenâze Namazı
Cenâze namazı, vefat eden din kardeşlerimiz hakkında duâ olmak üzere bir farz-ı
kifâyedir.
Cenâze namazının kılınması için aranan şartlar şunlardır:
Ölenin müslüman olması. Müslüman olduğu bilinmeyen, bu hususta hâli gizli olan
kimsenin cenâze namazı kılınmaz. Ölenin müslüman olduğuna muteber şâhid ve delil
lâzımdır .
Ölünün yıkanarak temiz kefene sarılmış olması.
Ölünün, imam ve cemaatin önünde olması.
Ölünün tamamının veya bedeninin çoğunun mevcut olması. Eğer bedeninin çoğu
gitmiş veya başsız olarak yarısı varsa namazı kılınmaz, yıkanmaz. Bir beze
sarılarak gömülür.
Cenâze Namazının Kılınışı
Cenâze namazı dört tekbir ve kıyâmla edâ edilir. Bu namazda secde ve rükû
yoktur.
İmam, ölünün göğsü hizasında durur. Cemâat da arkasında saf tutar. Cemâata
ölünün erkek veya kadın olduğu duyurulur, ona göre niyet edilir. Yâni "Allâh
için namaza, meyyit için duâya, er kişi (veya hâtun kişi) niyetine uydum hâzır
olan imâma" diye kalben niyet edip imamın arkasından tekbir alınır. İlk tekbiri
alırken eller kulak hizâsına kadar kaldırılıp göbek altında bağlanır, Sübhâneke,
"ve celle senâüke" ile okunur.
Bundan sonra eller kaldırılmadan ikinci bir tekbir alınır. Bu tekbirleri imam
âşikâr, cemâat ise gizli alır. "Allâhümme salli ve Allâhümme bârik..." okunur.
Bundan sonra üçüncü tekbir alınır ve cenâze duâsı okunur.
Cenâze duâsını bilmeyenler burada "Allâhümme innâ nesteıynüke..." yi yâni kunut
duâsını veya duâ niyeti ile Fâtiha-i şerîfeyi okurlar. Daha sonra dördüncü
tekbir alınır, eller yan tarafa bırakılıp selâm verilir.
Üçüncü tekbirden sonra okunacak cenâze duâsı:
ٱَللّٰهُمَّ ٱغْفِرْ لِحَيِّنَا
وَمَيِّتِنَا وَشَاهِدِنَا وَغَآئِبِنَا
وَكَبِيرِنَا وَصَغِيرِنَا وَذَكَرِنَا
وَاُنْثَانَا ٱَللّٰهُمَّ مَنْ
اَحْيَيْتَهُ
مِنَّا فَاَحْيِهِ عَلَى ٱْلاِسْلاَمِ
وَمَنْ تَوَفَّيْتَهُ مِنَّا
فَتَوَفَّنَا عَلَى ٱْلاِيمَانِ
وَخُصَّ هٰذَا ٱلْمَيِّتَ
بِٱلرَّوْحِ وَٱلرَّاحَةِ وَٱلرَّحْمَةِ
وَٱلْمَغْفِرَةِ
وَٱلرِّضْوَانِ ٱَللّٰهُمَّ اِنْ
كَانَ مُحْسِنًا فَزِدْ فِى
اِحْسَانِهِ وَاِنْ كَانَ مُسِيئًا
وَتَجَاوَزْ عَنْهُ وَلَقِّهِ
ٱْلاَمْنَ وَٱلْبُشْرٰى وَٱلْكَرَامَةَ
وَٱلزُّلْفٰى
بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ
ٱلرَّاحِمِينَ
"Allâhümmağfir lihayyinâ ve meyyitinâ ve şâhidinâ ve gâibinâ ve kebîrinâ ve
sağîrinâ ve zekerinâ ve ünsânâ. Allâhümme men ahyeytehû minnâ feahyihî alel
islâmi ve men teveffeytehû minnâ feteveffehû alel îmâni ve hussa hâzelmeyyite
(*) birravhi verrâhati verrahmeti velmağfireti verrıdvân. Allâhümme in kâne
muhsinen (**) fezid fî ihsânihî ve in kâne müsîen fetecâvez anhü ve lakkıhil'
emne velbüşrâ velkerâmete vezzülfâ birahmetike yâ erhamerrâhimîn." (***)
(*) Kadın ise "hâzihil meyyite" denir.
(**) Kadın ise "in kânet muhsineten fezid fî ihsânihâ ve in kânet müsîeten
fetecâvez anhâ ve lakkıhel'emne" denir.
(***) Mânâsı: Allâh'ım! Bizim dirilerimizi, ölülerimizi, hâzır ve gâib
olanlarımızı, büyüklerimizi ve küçüklerimizi, erkeklerimizi ve kadınlarımızı afv
ü mağfiret buyur. Yâ Rabb! Bizden yaşattıklarını İslâm üzere yaşat. Bizden
öldürdüklerini iman üzere öldür. Bilhassa bu ölüyü kolaylığa, rahatlığa,
mağfirete, rızâna erdir. Yâ Rabb! Eğer bu ölü, muhsin ise ihsanını artır; ve
eğer yaramaz bulunmuş ise affet. Kendisine emniyet, beşâret, kerâmet ve
kurbaniyet nasib buyur, rahmetinle, ey erhamerrâhimîn."
Cenâze erkek çocuk ise, yukarıdaki duâ "alel îmâni" den itibaren şöyle okunur: "Allâhümmec'alhü
lenâ feratan vec'alhü lenâ ecran ve zuhrâ. Allâhüm-mec'alhü lenâ şâfian ve
müşeffean."
Cenâze kız çocuk ise, yukarıdaki cenâze duâsı "alel îmâni" den itibâren şöyle
okunur: "Allâhümmec'alhâ lenâ feratan vec'alhâ lenâ ecran ve zuhrâ.
Allâhümmec'alhâ lenâ şâfiaten ve müşeffeaten."
Mühim Hatırlatma
Bir çok kimseler, cenâze namazının dördüncü tekbirinde, ya hiç ellerini
bırakmadan selâm vermekte veya sağ tarafa selâm verince sağ elini, sol tarafa
selâm verince de sol elini yana bırakmaktadır.
Bu hareketlerin her ikisi de yanlıştır. Doğrusu, dördüncü tekbiri aldıktan sonra
her iki eli yana bırakıp selâm vermektir. Çünkü kendisinde sünnet olan bir
zikrin bulunduğu kıyamlarda eller bağlanır. Sünnet olan bir zikrin kalmadığı
kıyamlarda ise, eller bağlanmaz, yana salınır. (Dürer, 1/ 53)
Cenâze namazı içinde imam açıktan "Allâhü Ekber" diye tekbir aldıkça bazı
kimseler kafalarını kaldırmaktadırlar. Bu da yanlış ve tehlikeli bir harekettir.
Doğrusu, ne kafa ile ve ne de başka bir azâ ile namaz müddetince hiçbir
harekette bulunmamaktır.
Cenâze namazı kılınıcak yer veya ayakkabı temiz değilse, ayakkabıyı çıkarıp
üzerine basmalıdır.
Kabir ve Defin
Cenâze namazı kılındıktan sonra, tabutun dört ayağından tutup götürmek
sünnettir. Mümkünse kırk adım taşımalıdır. Taşıyanlar sür'atle ve sallamadan
götürürler. Cenâzeyi takip ederken yüksek sesle zikir yapmak, mezarlıkta cenâze
yere konmadan oturmak mekruhtur.
Kabir en az yarım adam boyu derinlikte ve cenâzenin rahatça girebileceği
genişlikte kazılmalıdır. Daha derin kazılması daha iyidir. Kabrin kazılması
tamamlanınca yer sert ise lahit yapılır. Yâni kabrin kıble tarafı, cenâzenin
sığabileceği kadar oyulur ve cenâze oraya konulur. Cenâze kabre kıble tarafından
indirilir. Kabre koyan kimse, cenâzeyi, sağ tarafı üzerine koyarak yüzünü
kıbleye çevirir.
Koyarken de, "Bismillahi ve alâ milleti Resûlillâh" der. Kefenin baş ve ayak
tarafındaki bağlar çözülür. Lahdin içindeki cenâzenin üzerine toprak dökülmemesi
için kerpiç konulur. Kerpiç kolay temin edilecekse, onun yerine kuru odun
parçası veya kiremit gibi şeyler koymak mekruhtur. Kabrin üzeri toprakla
örtülür. Aynı yerden çıkan topraktan olması şartı ile, bir karış kadar
yükseltilir, deve hörgücü gibi yapılır. Uzunca veya dört köşe yapılmaz.
Kabir sahibinin eseri kaybolmaması için taşlarına yazı yazmakta beis yoktur.
Cenâzeyi ev içine gömmek mekruhtur. Ev içine gömülmek peygamberlere mahsustur.
Sahibinden zorla alınan yere defnetmek de câiz değildir.
Cenâze sahiplerine tâziye yani başsağlığı dilemek üç gündür. Üç günden sonra
tâziye mekruhtur.
Ölüyü bir şehirden diğer bir şehire götürmek faydasız ve mekruhtur.
Ölen kimsenin rûhu için Kelime-i Tevhîd ve Kur'ân-ı Kerîm hatimleri yaptırılıp
ruhuna hediye edilmelidir. Bu ve benzeri hatimlerde ölü için çok büyük ecir,
sevap ve fâide vardır. Yine ölünün rûhu için sadaka verip hayırlar yapmalı,
fakirlere yardım ve ikramda bulunulmalıdır.
Kabir Suâli
İnsan öldükten sonra kabre konulunca ona iki melek gelip; rabbinden, dininden,
peygamberinden, kitabından, suâl sorarlar. Îman, itaât ve iyi amel sahiplerine
Cenâb-ı Hakk orada meleklerin suâline cevap verecek bir kudret verir. Böylece
meleklerin suâllerini cevaplandırmaya muktedir olurlar. Fakat kâfirler ve isyan
ehli, Münker ve Nekir adlı suâl meleklerini görünce, heybetlerinden korkarak
tutulup kalırlar, cevap veremezler.
Melekler, suâllerine cevap verebilen mü'minleri cennetle müjdeler ve o andan
itibaren bu mü'mine ilâhi ihsan ve mükâfatlar başlar.
Cevap veremeyen kâfirlere ve günahkârlara ise: "Vah, yazıklar olsun sana"
derler. Ve o kimsenin vücûduna cehennemden derhal mânevi bir hat bağlanır. Artık
kabrinde sıkıntı içinde âzâb çekmeye başlar.
Kabirde Suâl ve Cevapları
Rabbin kimdir?
Rabbim, Allâhü Teâlâ.
Dinin nedir?
Dinim, Din-i İslâm.
Peygamberin kimdir?
Peygamberim, Muhammed aleyhisselâm.
Kitabın nedir?
Kur'an-ı Azimüşşândır.
Kıblen neresidir?
Kıblem, Kâbe-i Muazzama.
Kimin zürriyyetindensin?
Hz. Âdem aleyhisselâmın zürriyetindenim.
Hangi millettensin?
Milletim, Millet-i İbrahim aleyhisselâm,
Mü'minim Hakkâ, Müslümanım Elhamdülillah.
Kabirleri Ziyâret
Erkek ve kadınlar için kabirleri ziyâret menduptur. Zi-yaret esnasında, 1
Fâtiha, 11 İhlâs-ı Şerîf okunur ve hediye edilir. Bununla birlikte Yâsîn-i Şerîf
ve Elhâkümüt-tekâsür sûrelerini de okumak müstehabdır. Okumak için kabirler
üzerine oturmakta kerahet yoksa da, okumaksızın geçmek, üzerlerinde uyumak veya
kirletmek mekrûhtur. Eğer kabirlere basmak zarûreti varsa, 1 Fâtiha,11 İhlâs-ı
Şerîf okunup, o kabristanda yatan müslümanların ruhlarına hediye edildikten
sonra basılıp geçilebilir. Kabir üzerindeki otları yolmak ve ağaçları kesmek
mekruhtur. Çünkü ağaç ve otlar yaş olarak devam ettiği müddetçe, altında
yatanların günahlarına keffârettir. Kurumuş olan ağaçları kesmek ve otları
yolmakta beis yoktur. Evlâ olan, ondan da kaçınmaktır. Bilhassa insan kendi
evine götürüp yakmamalı buna çok dikkat etmelidir.
Sefer Bahsi
Sefer, karada deve ile veya yaya yürüyüşle onsekiz saatlik (bugünkü ölçü ile
doksan kilometrelik), denizde ise altmış millik bir mesafeye gitmektir. Bu kadar
mesafesi bulunan bir yere yolculuk yapana şer'an "müsâfir" denir. Hangi vasıta
ile ve ne kadar kısa zamanda giderse gitsin, niyet edip yola çıkan kimse sefer
hükümlerine tâbidir.
Müsâfir, köyün veya şehrin evleri hududunu çıkınca seferîdir. Ramazan ayı içinde
bulunuyorsa oruç tutmayabilir. Tutamadığı günleri sonra kazâ eder. Bununla
beraber sıhhatine zarar vermeyecekse, orucu tutması daha hayırlıdır.
Müsâfir dört rek'atli farzları iki kılar. Akşam namazının farzını vitir namazını
ve dört rek'atli bütün sünnetleri kısaltmadan, tam olarak kılar.
Bir kimse dört rek'atli farzları, Seferî iken dört kılarsa hatâ etmiş olur.
Bundan dolayı istiğfar etmesi lâzım gelir. Ayrıca selâmı tehir etmiş olduğundan
dolayı sehiv secdesi icâbeder. Ancak seferî iken gittiği yerlerde, mukîm imama
uyarsa imamla beraber tam kılar. Şâyet kendisi imam olursa iki rek'at kılar ve
selâm verir. Kendisine uyan cemaat seferî ise imamla beraber selâm verir. Eğer
cemaat seferî değilse, imam selâm verdikten sonra cemaat kalkar ve namazını
tamamlar. Kıyâmda, isterse Fâtiha okur, isterse okumaz. Okumadığı takdirde
okuyacak kadar bekledikten sonra rükû'a gider.
Yukarıda târif ettiğimiz müsâfir kimse, gittiği şehir veya köyde onbeş gün
ikâmete (kalmaya) niyet ederse, müsâfirlikten çıkmış olur ve namazları tam
kılar. Onbeş gün ikâmete niyet etmediği halde işinin tamamlanmaması gibi bir
sebeple bugün çıkarım, yarın çıkarım diyerek aylarca, hattâ senelerce kalsa yine
de sefer hükümlerine tâbidir.
Müsâfir kimse, asıl vatanına geldiğinde müsâfirlikten çıkmış olur. Asıl
vatanında ne kadar az kalsa, yine de mukim olup, tam kılar.
Müsâfir bir kimse, seferde kazâya kalmış olan dört rek'atli farzları seferde
veya memleketine döndüğünde iki rek'at olarak kazâ eder. Mukim iken kazâya
bırakmış olduğu dört rek'atli namazları ise, seferde iken de dört rek'at olarak
kazâ eder.
Vatan üç kısımdır:
Vatan-ı aslî,
Vatan-ı ikâmet
Vatan-ı süknâ
Vatan-ı aslî: İnsanın doğduğu veya evlendiği yerdir. Orada doğmamış ve
evlenmemişse de yaşamaya niyet edip, ayrılmak istemediği yere de vatan-ı aslî,
denir.
Vatan-ı aslî, ancak diğer bir vatan-ı aslî ile bozulur. Meselâ, insanın doğup
büyüdüğü yer asıl vatanı iken, başka bir şehirden evlense ve eşinin doğup
büyüdüğü yerde devamlı kalmaya niyet etse, kendi doğduğu yer asıl vatan olmaktan
çıkar. Eski asıl vatanında, 15 günden daha az bir müddet için gelip kalacak
olsa, 4 rek'atli farzları kısaltır ve 2 rek'at kılar. Nitekim Peygamber
Efendimiz, Medine'den, doğup büyüdüğü ve evlendiği Mekke şehrine geldiğinde
namazlarını kısaltarak kılmıştır.
Bir kimsenin birden fazla zevcesi olsa, bunların herbirini ayrı ayrı şehirlere
yerleştirse, o şehirlerin hiçbirinde seferî olmaz. Vatan-ı aslî, Vatan-ı ikâmet
ile bozulmaz.
Vatan-ı ikâmet: Müsâfirin en az 15 gün kalmaya niyet ettiği ve asıl vatanına en
az 90 kilometre mesafede bulunan yerdir. Burada, namazlar kısaltılmadan 4 rek'at
kılınır. Vatan-ı ikâmet , diğer bir vatan-ı ikâmet ile ve vatan-ı asliye
dönmekle bozulur. Vatan-ı ikâmet, vatan-ı süknâ ile bozulmaz.
Vatan-ı süknâ: Müsâfirin 15 günden daha az bir müddet için oturmaya niyet ettiği
ve asıl vatanına 90 kilometre veyâ daha fazla bir mesâfede bulunan yerdir. Süknâ
vatanında 4 rek'atli farz namazlar iki rek'at kılınır.
Kur'an'daki Tilâvet Secdeleri
Kur'an-ı kerim'de tilâvet secdesi bulunan âyetlerin kenarında "Secde" diye
yazılıdır. Kur'an okuyan kimse bu âyeti okuduğu zaman secde etmek üzerine vâcip
olur. Bu kimse, kıbleye döner, ellerini kaldırmadan " Allâhü Ekber" diye tekbir
alarak secdeye varır. Secdede 3 kere " Sübhaane rabbiyel a'laa " der . Sonra
tekrar "Allâhü Ekber" diye tekbir alarak doğrulur, ayağa kalkar. Ayağa kalkarken
de "Semi'nâa ve eta'nâa gufraaneke rabbenâa ve ileykel masıyr" der.
Secde âyetini işiten kimsenin de secde etmesi lâzım gelir.
Kur'an-ı Kerimdeki Secde Âyetleri
Sûre-i Â'raf, âyet: 206
Sûre-i Ra'd, âyet: 15
Sûre-i Nahl, âyet : 49
Sûre-i İsrâ, âyet: 107
Sûre-i Meryem, âyet: 58
Sûre-i Hac, âyet: 18
Sûre-i Fürkan, âyet: 60
Sûre-i Neml, âyet: 25
Sûre-i Secde, âyet: 15
Sûre-i Sâd, âyet: 24
Sûre-i Fussılet, âyet: 37
Sûre-i Necm, âyet: 62
Sûre-i İnşikak, âyet: 21
Sûre-i Alak, âyet: 19
Mübârek Gecelerde Yapılacak
İbâdetler
Mevlid Gecesi
Mevlid Gecesi, Rebîu'l-evvel ayının 12'nci yani onbirini onikisine bağlayan gece
Peygamber Efendimiz'in dünyayı şereflendirdikleri gecedir.
Bu gecede bir tesbih namazı kılınır. Namaza şöyle niyet edilir: "Yâ rabbi! Bu
gece teşrifleri ile dünyayı nûra gark ettiğin Sevgili Habibin, başımızın tâcı
Resûlü zîşân Efendimizin hürmetine, ben âciz kulunu da afv-ı ilâhîne, feyzi
ilâhîne mazhar eyle. Allâhü ekber."
Regâib Gecesi
Üçayların ilki olan Recep ayının ilk cuma gecesi, yâni perşembeyi cumaya
bağlayan gece, Regâib Gecesi'dir. Bu gecede akşam ile yatsı arasında 12 rek'at
hâcet namazı kılınır. 2 rek'atte bir selâm verilir.
Hâcet namazına şöyle niyet edilir: "Yâ Rabbi, beni, Peygamber Efendimiz
hürmetine feyzi ilâhîne, afv-ı ilâhîne, rızâ-i ilâhîne nâil eyle. Âbid kulların
arasına kaydeyle. Dünya ve âhiret sıkıntılarından halas eyle."
Her rek'atte, 1 Fâtiha, 3 İnnâ enzelnâhü, 12 İhlâs-ı şerîf okunur. 12 rek'at
bittikten sonra 7 veya 70 defa Salâtı ümmiye okunur. Salât-ı Ümmiye şudur:
ٱَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى
سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ٱلنَّبِىِّ
ٱْلاُمِّىِّ وَعَلٰى اٰلِهِ
وَصَحْبِهِ
وَسَلِّمْ
"Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedini'n Nebiyy'il-ümmiyyi ve alâ alihî ve
sahbihî ve sellim."
Secdeye varıp, secdede 70 defa şu tesbih okunur:
سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّنَا
وَرَبُّ ٱلْمَلآَئِكَةِ
وَٱلرُّوحِ
"Sübbûhun kuddûsün rabbünâ ve rabbü'l - melâaiketi verrûh".
Secdeden kalkıp, oturarak şu dua okunur:
رَبِّ
ٱغْفِرْ وَٱرْحَمْ
وَتَجَاوَزْ عَمَّا تَعْلَمُ
اِنَّكَ اَنْتَ ٱْلاَعَزُّ
ٱْلاَكْرَمُ
"Rabbiğfir verham ve tecâvez ammâ tâ'lem. İnneke ente'l-eazzü'l-ekrem."
Tekrar secdeye varılıp yine 70 defa, "Sübbûhun kuddûsün rabbünâ ve rabbü'l-
melâaiketi verrûh" okunur.
Mi'rac Gecesi
Receb'in 27'nci gecesi yani 26'sını 27'sine bağlayan gece "Mi'rac gecesi"dir. Bu
gecede yatsıdan sonra 12 rek'at Hâcet namazı kılınır. Her rek'atte Fâtiha'dan
sonra 10 İhlâsı şerîf okunur ve 2 rek'atte bir selâm vermek sûretiyle kılınır.
Namazdan sonra:
4 Fâtiha-i şerîfe,
100 defa:
سُبْحَانَ ٱللهِ وَٱلْحَمْدُ
ِللهِ وَلاَ اِلٰهَ اِلاَّ
ٱللهُ وَٱللهُ اَكْبَرُ وَلاَ
حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ
بِٱللهِ ٱلْعَلِىِّ
ٱلْعَظِيمِ
"Sübhâne'llâhi ve'l hamdü lillâhi ve lâ ilâhe ille'llâhü vallâhü ekber. Velâ
havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyi'l azıym."
100 defa da:
اَسْتَغْفِرُ ٱللهَ ٱلْعَظِيمَ
وَاَتُوبُ
اِلَيْكَ
"Estağfiru'llâhe'lazıym ve etûbü ileyk."
100 defa salevât-ı şerîfe okunur.
Yukarıda târif edilen namaz 12 rek'at yerine 100 rek'at da kılınabilir.
Berât Gecesi
Şâban ayının 15'inci gecesi, yani 14'ünü 15'ine bağlayan gece Berât Gecesi'dir.
Bu gece yüz rek'at namaz kılan kimse o sene ölürse şehit olarak vefat eder.
Namaza şöyle niyet edilir: "Yâ Rabbi, niyet ettim rızâi şerîfin için namaza.
Beni afv-ı ilâhîne, feyz-i ilâhine mazhar eyle. Kasvet-i kalbden, dünya ve
âhiret sıkıntılarından halâs eyleyip, saidler defterine kaydeyle."
İki rek'atte bir selâm verilir. Her rek'atte bir Fâtiha, 10 İhlâs-ı Şerîf
okunur. Böylece 100 rek'at kılınır.
Namazdan sonra okunacak olanlar:
14 defa:
اَسْتَغْفِرُ ٱللهَ ٱلْعَظِيمَ
وَاَتُوبُ
اِلَيْكَ
"Estağfirullâhe'l-azıym ve etûbü ileyk."
14 defa:
ٱَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ
وَبَارِكْ عَلٰى
سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى
اٰلِ مُحَمَّدٍ
"Allâhümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli
Muhammed."
14 Fâtiha-i şerîfe, 14 Âyetü'l- Kürsî,
14 Lekad câaeküm, 1 Yâsin-i şerîf,
14 İhlâs-ı şerîf, 14 Kul eûzü birabbi'lfelâk,
14 Kul eûzü birabbi'n-nâs, 14 defa:
سُبْحَانَ ٱللهِ وَٱلْحَمْدُ
ِللهِ وَلاَ اِلٰهَ اِلاَّ
ٱللهُ وَٱللهُ اَكْبَرُ وَلاَ
حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ
بِٱللهِ ٱلْعَلِىِّ
ٱلْعَظِيمِ
"Sübhânellâhi ve'lhamdü lillâhi velâ ilâhe İllallâhü vAllâhü ekber. Velâ havle
velâ kuvvete illâ billâhi'l aliyyi'lazıym."
14 defa Salât-ı Münciye okunur ve duâ edilir.
Kadir Gecesi
Kadir gecesinde 4 rek'at namaz kılınır. İki rek'atte bir selâm verilir.
1'nci rek'atte: 1 Fâtiha, 3 İnnâ enzelnâhü,
2'nci rek'atte: 1 Fâtiha, 3 Kulhüva'llâhü ehad...
3. ve 4. rek'atlar da aynen kılınır. Bu namaza şöyle niyet edilir: "Yâ Rabbi! Bu
gece hürmetine, Efendimiz hürmetine, rahmet-i ilâhiyen hürmetine, benim
tevbelerimi kabul eyle. Afv-ı ilâhiyene, feyz-i ilâhiyene mazhar eylediğin
zümreye ilhak eyle."
Namazdan sonra, bir defa:
ٱَللهُ اَكْبَرُ ٱَللهُ
اَكْبَرُ لاَ اِلٰهَ اِلاَّ
ٱللهُ وَٱللهُ اَكْبَرُ ٱَللهُ
اَكْبَرُ وَِللهِ
ٱلْحَمْدُ
"Allâhü Ekber, Allâhü Ekber. Lâ ilâhe ille'llâhü vAllâhü Ekber. Allâhü Ekber ve
lillâhi'lhamd."
100 İnnâ enzelnâhü...
100 Elem neşrahleke...
100 defa:
ٱَللّٰهُمَّ اِنَّكَ عَفُوٌّ
كَرِيمٌ تُحِبُّ
ٱلْعَفْوَ فَٱعْفُ
عَنِّى
"Allâhümme inneke afüvvün kerîmün tühıbbül afve fâ'fü annî"
|