Bilgi Çağı Portal
Forum Sayfasına Git Forum Arşivine Git Haberler Sayfasına Git Resimler Sayfasına Git Download Sayfasına Git Video Sayfasına Git
Forumlar Arşiv Haberler Resimler Dosyalar Video
   
Yeni Üyelik!   Şifreyi Kaydet  / Şifremi Unuttum?
Collapse

NAMAZ

Namaz

Cenâb-ı Hakk'a ve Peygamber Efendimiz'e imandan sonra İslâmın şartlarının en büyüğü ve en mühimmi namazdır. Namaz îmânın alâmetidir. Bütün ilâhî dinlerde namaz ibâdeti vardır.

Namazın farzları onikidir. Namazın dışındaki farzlarına şart, içindeki farzlarına ise rükün denir.

Namazın Şartları ve Rükünleri

Namazın Şartları

1. Hadesten tahâret,
2. Necâsetten tahâret,
3. Setr-i avret,
4. İstikbâli-i Kıble,
5. Vakit,
6. Niyet.

Namazın Rükünleri

1. İftitah tekbiri,
2. Kıyam,
3. Kıraat,
4. Rukû,
5. Secde,
6. Kaade-i Ahîre.


Hadesten Tahâret

Namazın şartlarından birincisi hadesten tahârettir.

Hades iki kısımdır:

Küçük hades: Abdesti olmamaktır.
Büyük hades: Cünüb olmak, ayrıca kadınların lohusa veya hayızlı (aybaşı hâli) olmasıdır.

Kadın olsun erkek olsun; namaz kılacak kimselerin abdestsiz ise abdest alması, cünüp ise gusletmesi yani bütün vücutlarını yıkamaları şarttır. Kadınların da lohusalık ve aybaşı hallerinden sonra da gusletmeleri farzdır.

Abdest

Abdest, belli organları usûlüne göre yıkamaktan ve meshetmekten ibâret dinî bir temizliktir. Pek çok ibâdet abdestsiz yapılamaz. Meselâ: Abdestsiz bir kimse namaz kılamaz, Kâbe'yi tavaf edemez, Kur'ân-ı Kerîme el sûremez. Abdestsiz olduğunu bildiği halde namaz kılan dinden çıkar.

Abdestin Farzları

Abdestin farzları dörttür:

Yüzünü yıkamak,
Kollarını (dirsekleriyle beraber) yıkamak,
Başının dörtte birini meshetmek, yâni elini su ile ıslatarak başına sürmek,
Ayaklarını (topuklarıyla beraber) yıkamak.

Abdestin Sünnetleri

Niyet etmek,
Eûzü ve Besmele ile başlamak,
Evvela ellerini bileklerine kadar yıkamak,
Misvak kullanmak,
Bir âzâ kurumadan diğerini yıkamak,
Ağzına ve burnuna üç kere su vermek,
Kulağını meshetmek,
Parmaklarını hilâllemek; yâni bir elin parmaklarını diğer elin parmakları arasına geçirip çekmek,
Âzâları üçer kere yıkamak,
Başını kaplama meshetmek,
Abdesti tertip üzere almak; yâni abdest âzâlarını sırasıyla yıkamak,
El ve ayaklarını yıkamakta parmak uçlarından başlamak.
Abdest alırken okunacak birçok duâ olmakla beraber evlâ olan bütün âzâlarını yıkarken besmele çekip şehâdet getirmektir.

Abdestin Mekruhları

Sağ el ile sümkürmek,
Abdest âzâlarından birini üç defadan fazla veya eksik yıkamak,
Suyu yüzüne çarpmak,
Güneşte ısınmış su ile abdest almak.
Suyu çok az kullanmak veya israf etmek,
Abdest alırken konuşmak,
Sünnetlerini terk etmek,

Abdesti Bozan Şeyler

Önden ve arkadan çıkan idrar, kan, meni, gaita gibi necasetler
Vücuttan kan, irin ve sarı su akmak,
Ağız dolusu kusmak,
Delirmek,
Sarhoş olmak,
Bayılmak,
Arkadan yel çıkmak,
Yan yatarak veya iki ayağını yana çıkarıp oturağı boşta kalacak şekilde veya bağdaş kurarak oturup uyumak. (Oturağı yere tamamen yerleştirmek suretiyle uyumak abdesti bozmaz)
Namaz içinde başkası işitecek derecede gülmek,
Dişlerin arasından çıkan kan, tükürükle müsâvi veya tükürükten fazla olmak.
Kan tükürükten az olduğu zaman, abdesti bozmadığı gibi, traş olmak, tırnak kesmek de abdesti bozmaz.

Abdest Nasıl Alınır

Mümkünse kıbleye dönülür, yüksek bir yere oturulur, Eûzü ve Besmele çekilir.

Eller bileklere kadar üç kere yıkanır. Parmaklar birbiri arasına geçirilerek hilâllenir. Parmaktaki yüzük oynatılarak altına su ulaştırılır. (Resim: 1)

Besmele çekilerek ağıza su alınır. (Resim: 2)

Varsa misvak kullanıp, yoksa baş ve şehâdet parmağıyla dişler ovalanır. (Resim: 3) Ağız üç defa çalkalanır.

Besmele çekilir, burna su verilir. (Resim: 4) Oruçlu değilse su burnun yumuşağına kadar çekilip, sol elle burun temizlenir. Bu iş iki kere daha yapılır.

Abdeste kalb ile niyet edilip, Besmele çekerek avuca su alınıp yüz saç bitiminden çene altına, yan taraflardan da kulak yumuşaklarına kadar yıkanır. Kaşların altı ıslatılır. Bu iş iki kere daha yapılır. Her yıkamada yüz ovalanır. (Resim: 5)

Besmele çekerek sağ kol dirsekle beraber ovalanarak yıkanır. (Resim: 6) Bu iş iki kere daha yapılır. Sağ kolda olduğu gibi, sol kol da üç kere yıkanır. (Resim: 7)

Besmele çekerek sağ elle başın dörtte biri mesh edilir. (Resim: 8) Sonra şehâdet parmaklarıyla sağ ve sol kulaklar, başparmakla da kulağın arkası meshedilir. (Resim: 9) Elin baş ve işâret parmakları hariç, diğer üç parmaklar ile de boyun meshedilir. (Resim: 10)

Başın tamamını mesh sünnettir. Buna kaplama mesh denir.

Kaplama mesh şöyle yapılır:

Evvelâ, iki el ıslatılır, baş ve işaret parmakları ayrı tutulup üç bitişik ince parmaklar birbirine yapıştırılır. İç tarafları başın önünde saçların başlangıcına konulur. Baş ve şehâdet parmakları ve avuç içi havada olup, başa dokundurulmaz. İki el geriye doğru çekilerek meshedilir. Avuçların içi ile başın yan tarafı, arkadan öne doğru çekerek meshedilir. Sonra işaret parmakları ile kulakların içi meshedilir. Başparmaklar da kulak arkasına konulup, kulak arkaları yukarıdan aşağıya meshedilir. Diğer üç parmakların dış yüzleri ile de ense meshedilir. Boğaz meshedilmez.

Besmele ile sağ ayağın ucundan yıkamaya başlanır. (Resim: 11) Ve ayak parmakları sol elin küçük parmağı ile hilâllenir. Hilâllemeye sağ ayakta küçük parmaktan, sol ayakta ise baş parmaktan başlanır ve alttan üste doğru çekilerek yapılır. Sağ ayak gibi sol ayak da, besmele ile yıkanır. (Resim: 12)

Abdestten sonra artan sudan ayakta ve kıbleye karşı birkaç yudum su içilir. 1, 2 veya 3 defa "Kadr sûresi" okumak menduptur.
 
ABDEST FOTOĞRAFLARI
 
Resim: 1
Eller bileklere kadar yıkanmalıdır. Yıkanırken bir elin parmakları, diğer elin parmakları arasına geçirilerek hilallenir. Yüzük varsa, oynatılarak altına su geçmesi temin edilir.
Resim: 2
Misvak kullanmak abdestin sünnetlerindendir. Misvak sağ ele alınır, serçe parmağın üstünden geçirilir, başparmakla altından tutulur. Islatılarak ağzın sağ tarafından başlanır, dişlere enine sürülür.
Resim: 3
Ağıza, dolusunca sağ elle su alıp çalkalanır. Yalnız oruçlu olanlar, boğazlarına kaçmaması için ağızlarına suyu dolu-dolu almazlar.
Resim: 4
Buruna su sağ elle verilir, Sol elle temizlenir. Oruçlu olanlar buruna suyu çok hızlı çekmezler.
Resim: 5
Yüzde yıkanacak yerler; başın ön kısmında kıl bitimi yerinden itibaren çene altına kadar olan ve iki kulak yumuşağı arasında bulunan kısımdır.
Resim: 6
Sağ avuca su alınıp, dirseğe doru akıtılır. Kol sol elle dırseklere kadar ovulur. Bölece hiç kuru ver bırakılmaz.
Resim: 7
Sol avuca su alınıp, dirseğe doğru akıtılır. Kol, sağ elle dirseklere kadar ovulur. Dirsekler dahil, kol ıslatılır.
Resim: 8
Sağ el ıslatılır, başın ön tarafına kıl bitminden itibaren konulup, ıslak elle mesih yapılır
Resim: 9
Kulakların içi işaret parmakları ile, arkası da başparmağın içi ile meshedilir.
Resim: 10
Baş ve işaret parmakları hariç, diğer üç parmağın dışıyla boyun mesh edilir. Eller öne doğru çekilirken, çene altına doğru değil, kulak altından yüze doğru getirilir.
Resim: 11
Sol elin serçe parmağı ile sağ ayağın parmak araları, küçük parmaklardan başlamak suretiyle hilallenir ve ayağın tamamı yıkanır. Su topuğun üst tarafından iki tarafa çıkık olan kemiklere kadar ulaştırılır.

 
Resim: 12
Sol ayak da sağ ayak gibi sol elle yıkanır. Sol ayakta parmak aralarım hilallemeye başparmaktan başlamalıdır.

 



Gusül

Gusül, cünüplük, hayız ve nifastan çıkmak için ağzın ve burnun içini bütün vücutla birlikte yıkamaktır.

Gusül, cinsi münâsebet, ihtilâm sebebiyle, hayız ve nifasın bitmesiyle icap eder.

İhtilâm, uyku halinde meninin tenasül uzvundan şehvetle dışarı çıkmasıdır.

Guslün Farzları

Guslün farzları üçtür:

Ağıza su vermek,
Burna su vermek,
Bütün bedeni yıkamak,

Guslün Sünnetleri

Niyet etmek
Besmele çekmek,
Önce avret mahallini yıkamak,
Önce başına, sonra sağ, daha sonra sol omuzuna üçer defa su dökmek ve her defasında vücudu ovmak,
Avret mahallini örtülü tutmak.

Gusül Abdesti Nasıl Alınır

Sünnet üzere gusül abdesti şöyle alınır:

Gusle niyet edilir. Eller yıkanır. Temiz olsalar dahi ön ve arka avret yerleri yıkanır.
Besmele çekilip tam bir namaz abdesti alınır. Yalnız, ayakları altında su toplanıyorsa ayaklar en sonunda yıkanır.
Bu abdesti alırken ağız ve burna su bolca çekilir. Çünkü bu yıkama ile, gusüldeki farz olan ağız ve burna su vermek de yerine gelmiş olur.
Başa üç defa su dökülür. Ve her döküşte ovulur. Bu esnada, sakal, bıyık ve saç altına suyu ulaştırmak lâzımdır.
Sağ omuza üç defa su dökülür ve her döküşte vücut ovulur.
Sol omuza üç defa su dökülür ve her döküşte vücut ovulur. Vücut, göbek çukuru dâhil hiç kuru yer kalmayacak şekilde ovularak yıkanır.

Gusül Abdesti ve Kaplama Diş Mes'elesi

Bazı kimselerin, kaplama veya dolgu dişi olanların gusüllerinin câiz olmadığını ve böylelerinin cünüplükten kurtulamayacaklarını söylediklerine şâhit oluyoruz.

Hanefî mezhebine göre, gusülde ağız ve burun, bedenin dış kısmı kabul edildiğinden yıkanması farzdır. Şâfiî mezhebine göre ise sünnettir.

Gusledecek kimsenin ağzındaki dişler kaplatılmış veya doldurtulmuşsa kaplanan ve doldurulan dişin, kaplama ve dolgunun dışının yıkanmasıyla gusül tamam olur. Ancak dişler sâbit değil de çıkarılabilecek şekilde ise, çıkarılması icap eder.

Bu husus; yara ve sargı üzerine meshin câiz olduğu gibidir. Yaranın üzerindeki sargıyı söküp, altını yıkamak mecburiyeti olmadığı gibi, diş için de hüküm aynıdır.

Kezâ abdestte yüzü yıkamak farz olduğu halde, sakalı sık olan kimsenin sâdece sakalının üzerini yıkamasının kâfi geldiği ve sakalının diplerini yıkamak mecburiyeti olmadığı gibi, kaplanmış dişi söküp veya söktürüp altını yıkamak icap etmez. Kaldı ki, dişte zarûret de vardır.

Diş Doldurtma Mes'elesi

Dişinin birazı çürümüş veya kırılmış olan kimsenin dişini doldurtması veya kaplatması câizdir. Ancak, zarûretsiz, süs olsun diye keyfî şekilde yapmak câiz değildir.

Hanefî mezhebi müctehidlerinden İmam Muhammed Rahimehullah'a göre sallanan dişleri altın tel ile bağlatmak, düşen ve çıkarılan diş yerine altın diş takmak câizdir. İmâm-ı Âzam Ebû Hanife'ye göre ise altın ile kaplatmak câiz değil, gümüş ile caizdir. İmam Ebû Yusuf da (bir rivâyette) İmam Muhammed gibi buyurmuştur. Altın ile kaplamada İmam Muhammed'in ictihadiyle amel edilebilir. Âlimler imameyn'in (İmam Ebû Yusuf ile İmam Muhammed'in) ictihadı üzerine fetvâ vermişlerdir.

Ayrıca Osmanlı ulemasından, Şeyhulislam Uryanizâde, diş doldurmak için ve Şeyhulislam Mûsâ Kâzım Efendi de, altın diş takmak için fetva vermişlerdir.

İslâm dininde, kolaylık yapacağız diye, şerîatin cevâz vermediği bir hususa, elbette caizdir denilemez. Fakat caiz olan bir mesele için de, câiz değildir denilerek zorluk çıkarılamaz.

Teyemmüm

Teyemmüm, Abdest almak veya gusletmek için suyun bulunmaması veya kullanılamaması hâlinde, hangi maksatla teyemmüm edeceğine niyet edip ellerini toprak cinsinden bir şeye iki defa vurarak, birincide yüzünü, ikincide dirseklerine kadar ellerini meshetmektir.

Teyemmümün Farzları

Teyemmümün farzı ikidir:

Niyet,
İki darp (vurmak) ve mesh.

Teyemmüm Nasıl Yapılır

Bir müslüman gusletmek, yahut abdest almak için su bulamazsa veya bulduğu suyu kullanmasına hastalığının şiddetlenmesi, düşman tehlikesi vesâire gibi ciddî bir mâni mevcutsa, niyet ederek toprak cinsinden bir şeyle teyemmüm eder.

Şöyle ki; Niyet edip Eûzü -Besmele çekerek bir defa ellerini toprak veya toprak cinsinden bir şeye vurup ileri-geri sürter. Onunla yüzünü mesheder. İkinci defa ellerini aynı şekilde vurup, ileri - geri sürter. Evvelâ sağ, sonra sol kolunu mesheder.

Teyemmüm alırken parmaktaki yüzüğün çıkartılması yüzüğün yerinin de meshedilmesi ve parmak aralarının hilâllenmesi zarûrîdir.

Mestler Üzerine Mesh

Erkek ve kadın müslümanlar için, mestler üzerine meshetmek câizdir.

Bunun için şu şartlar gereklidir:

Mestler, abdestli iken giyilmiş olmalıdır.
Mestler topuklarla birlikte ayakları örtmeli ve en az 12 bin adım yürünebilecek vasıfta olmalıdır.
Mestlerin hiç birinde, (ayak parmağının en küçüğü ile) üç parmak miktarı delik ve yırtık bulunmamalıdır.
İçine kolayca su almayacak şekilde ve bağlamak-sızın ayakta duracak kadar kalın olmalıdır.
Mest giyilecek ayağın ön kısmından, en az üç el parmağı genişliğinde bir yer bulunmalıdır. (Bir ayağı kesilmiş ve sadece topuğu kalmış bir kimse, diğer ayağına da meshedemez).

Meshin Miktarı

Meshin farzı, mestin ön kısmından üç serçe parmağı kadar bir yeri ıslatmaktır. Sünnet üzere yapılan mesh ise, ıslatılan el parmaklarını açarak, ayağın ucundan itibaren mestin koncuna doğru çekmektir.

Meshi Bozan Şeyler

Mestin ayaktan çıkması,
Mestler ayakta iken, ayaklardan birinin ekserisinin ıslanması,
Mesh müddetinin dolması. (Mest giyen kimse seferî değilse, mestini giydiği andaki abdestinin bozulmasından itibaren 24 saat, seferî ise 72 saat mesheder.)
Ayrıca, abdesti bozan her şey meshi de bozar. Bu sebeple, mestin müddeti henüz bitmemişse yeniden alınacak abdestte mestlere yeniden mesh yapılır.

Sargı ve Yara Üzerine Mesh

Bir uzvun çıkması, kırılması veya yaralanması halinde üzerine sargı yahut alçı sarılsa, o uzvu yıkamak mahzurlu ise sargının çoğu üzerine meshedilir. Eğer mesh de zarar verecek olursa, mesh de yapılmaz.

Sargının mest gibi bir zamanı yoktur. Özür devam ettikçe meshedilmeye devam edilir. Abdestli olarak sarılması şart değildir. Meshedildikten sonra sargı açılsa veya düşse, yahut mevcut sargı üzerine ikinci bir sargı bağlansa, meshi yenilemek icap etmez.

Kadınlara Mahsus Haller

Kadınlara mahsus üç hal vardır:

Hayız,
Nifas,
İstihâza.

Hayız: Kadınlık çağına ulaşmış birinin rahminden, muayyen müddetler içinde gelen kandır. En erken 9 yaşında başlar, en geç 55 yaşında biter. Bu sûrette gelen kana "hayız kanı", bu hâle "hayız hâli" veya "aybaşı hâli"denir.

Nifâs: Doğumdan hemen sonra kadının rahminden akan kandır. Lohusalık kanı da denir.

İstihâza: Hayız görmekte olan bir kadından üç günden eksik, yahut on günden fazla gelen kana istihaza kanı denir. Lohusa kadından ise, 40 günden fazla gelen kan istihâza kanıdır. Bu kan, kadının namazına, orucuna ve diğer ibâdetlerine mâni olmadığı gibi, cinsî yakınlığa da engel teşkil etmez. İstihâza kanı gelen kadın, her vakit başında abdest alır, namazını kılar. Bu, kesilmeyen burun kanı gibidir.

Hayız; en az üç gün üç gece, en çok on gün on gece devam eder.
İki adet arasındaki temizlik haline "tuhur", denir. Bunun en az müddeti 15 gün olup, en çok müddeti için ise hudut yoktur.
Nifâsın en az müddeti için konulmuş bir hudut yoktur. Hattâ bazı yerlerin kadınlarında çocuk doğduktan sonra kan gelmez, veya gelse bile hemen kesilir. Onların derhal yıkanarak namaz ve diğer ibâdetlerini yerine getirmeleri lâzımdır. Nifâsın en çok müddeti doğumdan başlayarak kırk gündür. İkiz doğuran bir kadının nifâs günleri evvelki çocuğun doğduğu vakitten hesaplanır.
Kadının mûtad (kendisince alışılmış) hayız müddeti gerek az, gerek çok olsun, onun hayız müddetinin arasına giren tuhûr yâni kan gelmeyen zaman, hayızdan sayılır. Meselâ: en az hayız müddeti olan üç günün birinci ve üçüncü günlerinde kan gelip, arada geçen ikinci gününde kan gelmemiş olsa, bu ikinci gün de hayızlı sayılır.
Hayızın bittiğinin anlaşılması için akıntının renginin tamamen beyaza dönmesi lâzımdır. Kan kırmızı renkte olmakla beraber, toprak rengi, bulanık, yeşil, sarı ve siyah olarak da gelebilir.
Bazı kadınlarda âdet günleri sâbit değildir. Meselâ bir ay altı, diğer bir ay beş gün âdet görebilir. Bu durumda kesildiği gün olan beşinci gün yıkanır, namazını kılar, orucunu tutar fakat ihtiyâten kocası ile beraber olamaz. Mûtadı olan günü sayar.
Bazı kadınların âdet günleri muayyendir. Meselâ, her ay altı veya yedi veya dokuz gün âdet görürler. Bir âdet bir defa ile kararlaşmış sayılır. Şöyle ki; ilk defa âdet görmeye başlayan bir kız 7 gün kan, bundan sonra temizlik görse, âdeti 7 gün olarak kararlaşmış olur.
Kadınların muayyen âdet günleri bazı kere değişir. Bir âdetin değişmiş olması için ona zıt iki âdet hali görülmelidir. Her ay altı gün âdet gören bir kadın, üst üste iki ay Meselâ sekiz gün âdet görecek olsa artık âdeti altı gün değil, sekiz gün olur.

Hayız ve Nifas Hallerinde Yapılması Haram Olan Şeyler

Namaz kılmak. Hayız ve nifas hâlinde olan hanımlar namaz kılamaz. Bu halde kılınmayan namazlar sonradan kazâ da edilmez. Tilâvet ve şükür secdesi de yapılmaz. Ancak, arzu edilirse namaz vakitleri girdiğinde abdest alıp, seccadeye oturulup; "Estağfirullah, Sübhânallâh, Elhamdülillah" gibi tesbihlerle meşgul olunur.
Oruç tutmak. Hayız ve nifas halinde oruç tutulamaz. Ancak; ramazan orucu sonradan kaza edilir.
Kur'an-ı Kerim okumak. Sadece zikir, senâ yahut duâ makamında olan âyetler bu maksatlarla okunabilir. Fakat, hüküm ve haber bildiren âyetler duâ, senâ ve zikir maksadiyle de olsa okunamaz.
Kur'ana el sürmek (Bir âyet bile olsa...). Kâğıt, bez ve duvar üzerinde bile olsa, âyete dokunamaz. Ancak, yapışık ve dikişli olmayan bir kılıf ile dokunabilir. Elbisenin yeni ile tutmak da tahrîmen mekruhtur.
Mescide girmek. (Tekke ve medreseye girebilir.)
Kâbe'yi tavaf etmek.
Kocası ile zevciyyet muâmelesinde bulunmak.
Kocası, göbeği ile diz kapakları arasından çıplak olarak faydalanmak. Kocası ile aynı yatakta yatmalarında bir mahzur yoktur. Pişirdiği yemekler ve içtiği suların artıkları da mekruh değildir.

Necâsetten Tahâret

Namazın şartlarından ikincisi necâsetten tahârettir. Yani namaz kılacağı yerde, bedeninde veya elbisesinde namazın kılınmasına mâni olacak pislik varsa temizlemektir.

Necaset iki kısımdır:

Ağır (galiz) necâset: İnsanın ön ve arkadan çıkan pisliği, eti yenmeyen hayvanların sidiği, dışkısı ve salyası, tavuk, kaz ve ördeğin dışkısı, kan, irin, meni, mezi, vedi, ağız dolusu gelen kusuntu, şarap ve diğer haram içkiler. Bu necâsetlerden katı olanların 3,2 gramdan fazlası, sıvı olanların ise el ayası kadar veya daha fazlası namaza manidir.
Hafif necâset: Atın sidiği, eti yenen ehil ve yabani hayvanların pisliği, eti yenmeyen kuşların dışkısıdır. Bu necâsetler, isabet ettiği uzvun veya elbisenin dörtte birinden fazla ise namaza manidir.

İstinca, İstinka, İstibra

İstinca, bir kimsenin def-i hâcetten sonra pisliğin çıktığı yeri temizlemesidir.

İstinka, istincada mubâlağa yapmaktır ki, bu da önce münasip kuru bir şeyle silmek, sonra su ile yıkamak sonra da kurulamakla olur.

İstibra, erkeklerin idrar yaptıktan sonra erkeklik uzvundaki akıntıyı tamamen kesip gidermeleridir. Bunun da en güzel şekli sıvazlamadan sonra, öksürmek, bir miktar yürümek, bir yana eğilmek sûretiyle olur.

Setr-i Avret

Namazın şartlarından üçüncüsü setr-i avret, yâni avret mahallini örtmektir. Avret mahalli, insan vücûdunda başkaları tarafından görülmesi ve gösterilmesi haram olan yerlerdir. Erkeklerin avret mahalli, göbeğinden diz kapağının alt kısmına kadardır. Kadınların ise, bileklerine kadar elleri, topuklarına kadar ayakları ve yüzleri hariç bütün vücutları avret mahallidir.
 
İstikbâl-i Kıble

Namazın şartlarından dördüncüsü istikbâl-i kıbledir. İstikbâl-i kıble, Mekke'de Kâbe'yi görenler için tam Kâbe'ye doğru dönmektir. Uzakta olmaları sebebiyle Kâbeyi göremeyelerin ise Kâbe tarafına dönmeleri kâfîdir.
 
Vakit

Namazın şartlarından beşincisi vakit, yâni her namazı vakti girince kılmaktır. Vakti girmeden kılınan namaz edâ edilmiş olmaz.

Namaz vakitleri her beldeye göre hazırlanan takvimlerle tesbit edilmiştir.

Kerâhet Vakitleri

Üç vakit vardır ki bu vakitlerde namaz kılınmaz..

Güneş doğduktan sonraki 32 dakika içinde,
Güneş tam zevâl vaktinde iken, yani öğle nama-zından evvelki 15-20 dakika içinde,
Güneş batarken, yani akşam namazından evvelki 45 dakika içinde. Bu vakitte ancak o günün ikindi namazının farzı kılınabilir.
Bu üç vakitte; kazaya kalmış farz namazlar, vâcip namazlar, kerâhet vaktinden önce hazırlanmış cenazenin namazı kılınmaz. Yine önceden okunmuş bir secde âyetinden dolayı tilâvet secdesi de yapılmaz. Aksi takdirde iâdeleri lâzımdır. Bu üç vakitte nâfile namaz da kılınmaz, fakat kılındığı takdirde iâdesi gerekmez. Kerâhet vakitlerinde Kur'ân okuyup, zikir yapmak ise câizdir.

Sabah namazı vakti girdikten sonra, (sabah namazının sünneti hariç) güneş doğana kadar, ikindi namazı kılındıktan sonra güneş batana kadar nâfile namaz kılmak mekruhtur.
 
Niyet

Namazın şartlarından altıncısı niyet, yâni Allâh rızâsı için namaz kılmayı dilemek ve hangi namazı kılacağını bilmektir.

Niyet kalb ile yapılır. Dil ile söylendiği halde kalbden niyet edilmezse namaza niyet edilmiş olmaz. İmâm-ı Rabbânî Hazretlerinin, Mektubât-ı Şerîf, birinci cild, 186'ncı mektupta buyurduklarına göre: Dil ile niyyet câiz olunca, çok kimse yalnız dil ile niyet ederek, kalb ile niyeti terk ediyor. Böylece namazın farzlarından biri olan kalb ile niyet yok oluyor. Namaz kabul olmuyor. O halde, niyeti dil ile değil, kalb ile yapmalıdır. Farz namazlarda, bayram ve vitir namazlarında niyeti belirtmek lâzımdır. Meselâ; "Bugünkü sabah namazına veya cuma namazına veya vitir namazına veya bayram namazına" diye niyet edilir.

Nâfile namazlarda sadece "Namaz kılmaya" niyet etmek kâfi gelir.
 

Ezan ve Kaamet

Namaz için ezan okumak vâcip kuvvetinde bir sünnet-i müekkededir. Bir namaz vaktinin girdiği ezanla ilân edilir. Bir günde 5 vakit namaz vardır ve 5 defa ezan okunur.

Ezan şudur:

 

ٱَللهُ اَكْبَرُ ٱَللهُ اَكْبَرُ ٱَللهُ اَكْبَرُ ٱَللهُ اَكْبَرُ اَشْهَدُ اَنْ لاَ اِلٰهَ اِلاَّ ٱللهُ اَشْهَدُ اَنْ لاَ اِلٰهَ اِلاَّ ٱللهُ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ ٱللهِ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ ٱللهِ حَىَّ عَلَى ٱلصَّلاَةِ حَىَّ عَلَى ٱلصَّلاَةِ حَىَّ عَلَى ٱلْفَلاَحِ حَىَّ عَلَى ٱلْفَلاَحِ ٱَللهُ اَكْبَرُ ٱَللهُ اَكْبَرُ لاَ اِلٰهَ اِلاَّ ٱللهُ


"Allâhü ekber Allâhü ekber
Allâhü ekber Allâhü ekber
Eşhedü en lâ ilâhe illallâh.
Eşhedü en lâ ilâhe illallâh.
Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh.
Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh.
Hayye ale's-salâh Hayye ale's-salâh.
Hayye ale'l-felâh Hayye ale'l-felâh.
Allâhü ekber Allâhü ekber.
Lâ ilâhe illallâh"

Ezanın metni bundan ibârettir. Ancak sabah ezanlarında "Hayye alel'-felâh" dan sonra iki defa "Essalâtü hayrün minen nevm" denilir.

Kaamet de ezan gibidir. Ancak kaamette "Hayye ale'l-felâh" dan sonra iki defa "Kad kaameti's-salâh" denilir.

Evde veya kırda kılınacak namazlar için hem ezan hem de kaamet okumak efdaldir. Vakit girmeden ezan okunmaz. Ezan, vakitlerin sünneti değil namazların sünnetidir. Onun için kaza namazlarına da ezan ve kaamet okumak sünnettir. Câhillerin ve fâsıkların ezan okuması mekruhtur. İyiyi kötüyü, yanlışı doğruyu ayırabilen (mümeyyiz) sabinin ezan okuması caizdir.

Kadınlar ezan ve kaamet okumazlar. Ezan ve kaamette cümlelerin son kelimeleri cezm ile okunur.

Ezân okunurken tekbirler şehadetler tekrar edilerek ve hürmetle dinlenir, sonunda şu duâ okunur:

 

ٱَللّٰهُمَّ رَبَّ هٰذِهِ ٱلدَّعْوَةِ ٱلتَّآمَّةِ وَٱلصَّلاَةِ ٱلْقَآئِمَةِ اٰتِ مُحَمَّدًا ٱلْوَسِيلَةَ وَٱلْفَضِيلَةَ وَٱبْعَثْهُ مَقَامًا مَحْمُودًا ٱلَّذِى وَعَدْتَهُ اِنَّكَ لاَ تُخْلِفُ ٱلْمِيعَادَ


"Allâhümme Rabbe hâzihi'd-da'veti't tâmmeti ves-salâtil-kaaimeti âti Muhammedeni'l-vesîlete vel-fazîlete veb'ashü mekaamen mahmûdenillezî veadtehû, inneke lâ tuhlifü'l-mîâd."

Manası:

"Allâh'ım! Ey bu dâvetin ve kılınmak üzere bulunan namazın Rabbi. Peygamberimiz Hazreti Muhammed'e (s.a.v.) vesîleyi ve fazileti ver. Onu kendisine va'd buyurmuş olduğun "Makâm-ı Mahmûd"a eriştir. Şüphe yok ki Sen va'dinden dönmezsin."
 

Namazın Rükünleri

Namazın rükünleri altıdır:

İftitah Tekbiri,
Kıyam,
Kırâat,
Rükû,
Secde,
Ka'de-i ahîre.

İftitah Tekbiri

Namazın rükünlerinden birincisi iftitah tekbiri yâni namaza "Allâhü Ekber" diyerek başlamaktır. Tekbir alırken ilk heceyi (Aaallâhü) şeklinde uzatmak câiz değildir. Bunu yapan, namaza girmemiş olur. Namaz içinde yaparsa namazı bozulur.

Kıyam

Namazın rükünlerinden ikincisi kıyam yâni ayakta durmaktır. Kıyam, farz ve vâcip namazlarda şarttır. Ayakta durmaya imkânı olanın oturarak kılması câiz değildir. Sabah namazının sünneti dışında, sünnet ve müstehap namazlar, bir özür bulunmasa da oturarak kılınabilir. Fakat, efdâl olan ayakta kılmaktır.

Kırâat

Namazın rükünlerinden üçüncüsü kırâattır. Bu da namaz kılanın kendisi işitecek derecede Kur'ân-ı Kerîm âyetlerinden bir mikdar okumasıdır.

Kırâat, vitir ile nâfilelerin ve iki rek'atli farzların her rek'atinde, dört rek'atli farzların ise ilk iki rek'âtinde farzdır. Son iki rek'âtinde okumak ise sünnettir.

Farz olan kırâat miktarı, üç kısa âyet veya bu miktarda uzun bir âyettir.

Namazda Okunan Bâzı Sûre ve Âyetler

Sûreler, latin harflerinden okunacağı zaman aşağıdaki işâretlere dikkat edilmesi zarûrîdir: âa: a harfi ince bir şekilde çekerek okunacak, aa: a harfi kalın ve çekerek okunacak, üü: ü çekerek okunacak. ii: i çekerek okunacak, altı çizgili h boğazdan hırıltılı olarak çıkarılacak, altı çizgili s ve z harfleri peltek okunacaktır.

Fâtiha-i Şerîfe

 

اَعُوذُ بِٱللهِ مِنَ ٱلشَّيْطَانِ ٱلرَّجِيمِ ﴿﴾ بِسْـمِ ٱللهِ ٱلرَّحْمٰنِ ٱلرَّحِيمِ ﴿﴾ ٱَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ ٱلْعَالَمِينَ ﴿﴾ ٱَلرَّحْمٰنِ ٱلرَّحِيمِ ﴿﴾ مَالِكِ يَوْمِ ٱلدِّينِ ﴿﴾ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعِينُ ﴿﴾ ٱِهْدِنَا ٱلصِّرَاطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ ﴿﴾ صِرَاطَ ٱلَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ ٱلْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ ٱلضَّآلِّينَ ﴿﴾ اٰمِينَ


"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym
Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym

Elhamdü lillâahi rabbil aalemiyn
Errahmâanir rahıym
Mâaliki yevmiddiyn
İyyâake na'büdü ve iyyâake nesteıyn
İhdine's-sıraatal müstekıym
Sıraatalleziyne en amte aleyhim
Gayril meğduubi aleyhim veled daaaalliyn
..Aamiyn.."

Meali:

"Rahmân ve Rahîm olan Allâh'ın adıyla... Hamd, âlemlerin Rabbı, Rahmân, Rahîm ve dîn gününün sâhibi olan Allâh'a mahsustur. Yalnız sana ibâdet eder, yalnız senden yardım dileriz. Bizi doğru yola, kendilerine nîmet verdiklerinin yoluna ilet, gadaba uğrayanlarınkine, sapıklarınkine değil."


Âyetü'l-Kürsî

 

بِسْـمِ ٱللهِ ٱلرَّحْمٰنِ ٱلرَّحِيمِ
ٱَللهُ لآَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ لاَ تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَهُ مَا فِى ٱلسَّمٰوَاتِ وَمَا فِى ٱْلاَرْضِ مَنْ ذَا ٱلَّذِى يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلاَّ بِاِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَىْءٍ مِنْ عِلْمِهِ اِلاَّ بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ ٱلسَّمٰوَاتِ وَٱْلاَرْضَ وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ ﴿﴾


"Bismillâahi'r -rahmâani'r-rahıym

Allâahü lâaa ilâahe illâa hüvel hayyul kayyüum
Lâa te'huzühüü sinetüv velâa nevm
Le hüü mâa fissemâavâati ve mâa fil ard
Men zellezii yeşfeu ındehüü illâa bi iznih
Ya'lemü mâa beyne eydiyhim vemâa halfehüm
Velâa yühıytuune bişey im min ılmihii illâa bi mâa şâaaae
Vesia kürsiyyühüs semâavâati vel erda
Velâa yeüüdühüü hıfzuhümâa
Ve hüvel aliyyül azıym."

Meali:

"Allâh odur ki, kendiden başka ilah yoktur. O hay ve kayyumdur. Kendisini ne uyku yakalar ne de uyuklama... Semâvat ve arzda bulunanların hepsi onundur. Onun izni olmadan katında hiçbir kimse şefaat edemez. O kullarının yapmakta olduklarını ve önceden yaptıklarını bilir. Onun ilminden ancak dilediklerini kavrayabilirler. Onun kürsisi gökleri ve yeri kucaklayacak kadar vâsi'dir. Bunları muhafaza ona ağır da gelmez. O, çok yüce, çok büyüktür."

İnşirah Sûresi

 

بِسْـمِ ٱللهِ ٱلرَّحْمٰنِ ٱلرَّحِيمِ
اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَ ﴿﴾ وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَ ﴿﴾ ٱَلَّذِى اَنْقَضَ ظَهْرَكَ ﴿﴾ وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَ ﴿﴾ فَاِنَّ مَعَ ٱلْعُسْرِ يُسْرًا ﴿﴾ اِنَّ مَعَ ٱلْعُسْرِ يُسْرًا ﴿﴾ فَاِذَا فَرَغْتَ فَٱنْصَبْ ﴿﴾ وَاِلٰى رَبِّكَ فَٱرْغَبْ ﴿﴾


"Bismillâahi'r-rahmâani'r-rahıym.

Elem neşrahleke sadrek
Ve veda'nâa anke vizrek
Ellezii enkada zahrek
Ve rafa'nâa leke zikrek
Fe inne meal usri yüsran inne meal usri yüsraa
Fe izâ ferağte fensab
Ve ilâa rabbike ferğab"

Meali:

"Şerh etmedik mi? (Açıp genişletmedik mi senin saadetin için) göğsünü. Ve sırtına ağır basan (seni üzüp zayıf düşüren) ağır yükü senden indirmedik mi? Ve yükseltmedik mi senin zikrini. Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık var. Evet o (bir) zorlukla beraber (iki) kolaylık var. Ohalde boşaldın mı, yine kalk yorul. Ve ancak rabbine rağbet et, hep ona yönel."

Kadr Sûresi

 

بِسْـمِ ٱللهِ ٱلرَّحْمٰنِ ٱلرَّحِيمِ
اِنَّا اَنْزَلْنَاهُ فِى لَيْلَةِ ٱلْقَدْرِ ﴿﴾ وَمَا اَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ ٱلْقَدْرِ ﴿﴾ لَيْلَةُ ٱلْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ اَلْفِ شَهْرٍ ﴿﴾ تَنَزَّلُ ٱلْمَلآَئِكَةُ وَٱلرُّوحُ فِيهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ اَمْرٍ ﴿﴾ سَلاَمٌ هِىَ حَتّٰى مَطْلَعِ ٱلْفَجْرِ ﴿﴾


 

"İnnaa enzelnâhü fî leyletil kadr.
Ve maa edrâke mâ leyletül kadr.
Leyletül kadri hayrün min elfi şehr.
Tenezzelül melâiketü verrûhu fîhâ biizni rabbihim.
Min külli emrin selâm. Hiye hattâ matla'ıl fecr."

Meâli:

"Hakikat, biz onu (Kur'anı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin (o büyük fazl u şerefini) sana bildiren nedir? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Onda melekler ve Ruh, Rablerinin izniyle, herbir iş için iner de iner. O (gece) tan yeri ağarıncaya kadar bir selâmdır."

Fîl Sûresi

 

بِسْـمِ ٱللهِ ٱلرَّحْمٰنِ ٱلرَّحِيمِ
اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِاَصْحَابِ ٱلْفِيلِ ﴿﴾ اَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ فِى تَضْلِيلٍ ﴿﴾ وَاَرْسَلَ عَلَيهِم طَيْرًا اَباَبِيلَ ﴿﴾ تَرْمِيهِمْ بِحِجَارَةٍ مِنْ سِجِّيلٍ ﴿﴾ فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَاْكُولٍ ﴿﴾


"Bismillâhi'r-rahmâni'r-rahıym

Elemtera keyfe feale rabbüke bi eshaabil fiyl
Elem yec'al keydehüm fii tadliyl
Ve ersele aley him tayran ebâabiyl
Termiyhim bi hıcâaratim min sicciyl
Fecealehüm Ke asfim me'küül"

Meali:

"(Habîbim) Rabbinin fil sahiplerine nasıl (muâmele) ettiğini görmedin mi? O, bunların plânlarını boşa çıkarmadı mı? O, bunların üzerine sürü sürü kuş(lar) gönderdi ki, bunlar onlara pişkin tuğladan (yapılmış) taş(lar) atıyor(lar)dı. Derken (Allâh) onları yenik ekin yaprağı gibi yapıverdi."

Kureyş Sûresi

 

بِسْـمِ ٱللهِ ٱلرَّحْمٰنِ ٱلرَّحِيمِ
ِلاِيلاَفِ قُرَيْشٍ ﴿﴾ اِيلاَفِهِمْ رِحْلَةَ ٱلشِّتَآءِ وَٱلصَّيْفِ ﴿﴾ فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هٰذَا ٱلْبَيْتِ ﴿﴾ ٱَلَّذِى اَطْعَمَهُمْ مِنْ جُوعٍ وَاٰمَنَهُمْ مِنْ خَوْفٍ ﴿﴾


"Bismillâahi'r -rahmâani'r-rahıym

Li iylâafi kurayşin iylâafihim rihleteş şitâaaai vessayyf
Fel ya'büdüü rabbehâazel beytillezii et 'amehüm min cuuıv ve âamene hüm min havvf"

Meali:

"(Bari) Kureyş emn ü selâmete, kış ve yaz kendilerini seyrü seferde esenliğe (ve garantiye) kavuşturduğundan dolayı, şu beytin (Kâbe'nin) Rabbine ibâdet etsinler onlar. (O Rab ki,) onları açlıktan (kurtarıp) doyuran, kendilerine korkudan eminlik verendir o."

Mâûn Sûresi

 

بِسْـمِ ٱللهِ ٱلرَّحْمٰنِ ٱلرَّحِيمِ
اَرَاَيْتَ ٱلَّذِى يُكَزِّبُ بِٱلدِّينِ ﴿﴾ فَذٰلِكَ ٱلَّذِى يَدُعُّ ٱلْيَتِيمَ ﴿﴾ وَلاَ يَحُضُّ عَلٰى طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ ﴿﴾ فَوَيْلٌ لِلْمُصَلِّينَ ﴿﴾ ٱَلَّذِينَ هُمْ عَنْ صَلاَتِهِمْ سَاهُونَ ﴿﴾ ٱَلَّذِينَ هُمْ يُرَآؤُنَ ﴿﴾ وَيَمْنَعُونَ ٱلْمَاعُونَ ﴿﴾


"Bismillâahi'r -rahmâani'r-rahıym

Eraeytellezii yükezzibü biddiyn.
Fezâalikellezii yedü'ul yetiym
Velâa yehuddu alâa ta'aamil miskiyn
Feveylül lil musalliyn
Elleziyne hüm an salâatihim sâahüün
Elleziyne hüm yüraaa üüne ve yemneuunel mâauun"

Meali:

"Dini yalan sayanı gördün mü? İşte yetimi unf ü şiddetle iten, yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur. Fakat veyl! Namaz kılanların vay hâline ki, onlar namazlarından gaafildirler, onlar riyakârların tâ kendileridir. Zekâtı da men'ederler onlar."

Kevser Sûresi

 

بِسْـمِ ٱللهِ ٱلرَّحْمٰنِ ٱلرَّحِيمِ
اِنَّا اَعْطَيْنَاكَ ٱلْكَوْثَرَ ﴿﴾ فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَٱنْحَرْ ﴿﴾ اِنَّ شَانِئَكَ هُوَ ٱْلاَبْتَرُ ﴿﴾


"Bismillâahi'r -rahmâani'r-rahıym

İnnâa e'taynâakel kevser
Fesalli li rabbike ven har
İnne şâa nieke hüvel ebter"

Meali:

"(Habîbim) hakikat, biz sana, Kevseri verdik. O halde Rabbin için namaz kıl, kurban kes. Sana buğz eden (yok mu? İşte asıl) zürriyetsiz olan şüphesiz ki odur."

Kâfirûn Sûresi

 

بِسْـمِ ٱللهِ ٱلرَّحْمٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلْ يَا اَيُّهَا ٱلْكَافِرُونَ ﴿﴾ لاَ اَعْبُدُ ماَ تَعْبُدُونَ ﴿﴾ وَلاَ اَنْتُمْ عَابِدُونَ ماَ اَعْبُدُ ﴿﴾ وَلاَ اَنَا عَابِدٌ ماَ عَبَدْتُمْ ﴿﴾ وَلاَ اَنْتُمْ عَابِدُونَ ماَ اَعْبُدُ ﴿﴾ لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِىَ دِينِ ﴿﴾


"Bismillâahi'r -rahmâani'r-rahıym

Kul yâa eyyühel kâafiruun
Lâa e'büdü mâa te'büdüün
Velâa entüm aabidüüne mâa a'büd
Velâa ene aabidüm mâa abedtüm
Velâa entüm aabidüüne mâa e'büd
Leküm diynüküm veliye diyn"

Meali:

"(Habîbim şöyle) de: Ey kâfirler, ben, sizin tapmakta olduklarınıza tapmam. Benim (kendisine) ibâdet (de devam) edeceğime de siz kulluk ediciler değilsiniz. Ben (zâten) sizin taptıklarınıza (hiçbir zaman) tapmış değilim. Siz de benim kulluk etmekte olduğuma (hiçbir vakit) kulluk ediciler değilsiniz. Sizin inandıklarınız size, benim dinim bana."

Nasr Sûresi

 

بِسْـمِ ٱللهِ ٱلرَّحْمٰنِ ٱلرَّحِيمِ
اِذَا جَآءَ نَسْرُ ٱللهِ وَٱلْفَتْحُ ﴿﴾ وَرَاَيْتَ ٱلنَّاسَ يَدْخُلُونَ فِى دِينِ ٱللهِ اَفْوَاجًا ﴿﴾ فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَٱسْتَغْفِرْهُ اِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا ﴿﴾


"Bismillâahi'r -rahmâani'r-rahıym

İzâa câaaae nasrullaahi vel fethu
Ve raeytennâase yedhu-lüüne fii diynillâahi efvâacâa
Fesebbih bihamdi rabbike vesteğfirhü
innehüü kâane tevvâabâa"

Meali:

"Allâhın nusreti ve fetih gelince, sen de insanların cemaat cemaat Allâh'ın dinine girdiklerini görünce hemen Rabbini hamd ile tesbih (ve tenzîh) et. Onun yarlığamasını iste. Şüphesiz ki o, tevbeleri çok kabul edendir."

Leheb Sûresi

 

بِسْـمِ ٱللهِ ٱلرَّحْمٰنِ ٱلرَّحِيمِ
تَبَّتْ يَدَا اَبِى لَهَبٍ وَتَبَّ ﴿﴾ ماَ اَغْنٰى عَنْهُ مَالُهُ وَماَ كَسَبَ ﴿﴾ سَيَصْلٰى نَارًا ذَاتَ لَهَبٍ ﴿﴾ وَٱمْرَاَتُهُ حَمَّالَةَ ٱلْحَطَبِ ﴿﴾ فِى جِيدِهَا حَبْلٌ مِنْ مَسَدٍ ﴿﴾


"Bismillâahi'r -rahmâani'r-rahıym

Tebbet yedâaa ebiylehebivve tebbe
Mâa ağnâa anhü mâalü-hüü ve mâa keseb
Se yaslâa nâaran zâate leheb
Vemraetühüü hammâaletel hatab
Fii ciydihâa hablüm mim mesed"

Meali:

"Ebû Leheb'in iki eli kurusun. Kendisi de kurudu (helâk oldu ya). Ona ne malı, ne kazandığı fayda verdi. Alevli bir ateşe girecek o. Karısı da (hem) odun hammalı olarak. (Karısının) boynunda bükülmüş bir ip olduğu halde."

İhlâs Sûresi

 

بِسْـمِ ٱللهِ ٱلرَّحْمٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلْ هُوَ ٱللهُ اَحَدٌ ﴿﴾ ٱَللهُ ٱلصَّمَدُ ﴿﴾ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ ﴿﴾ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا اَحَدٌ ﴿﴾


"Bismillâahi'r -rahmâani'r-rahıym

Kul hüvellâahü ehad
Allâahüs samed
Lem yelid ve lem yüüled
Velem yeküllehüü küfüven ehad"

Meali:

"De ki: O Allâh, birdir. Allâh Samed'dir. O doğurmamış ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey ona eş veya denk değildir."

Felak Sûresi

 

بِسْـمِ ٱللهِ ٱلرَّحْمٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ ٱلْفَلَقِ ﴿﴾ مِنْ شَرِّ ماَ خَلَقَ ﴿﴾ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَ ﴿﴾ وَمِنْ شَرِّ ٱلنَّفَّاثَاتِ فِى ٱلْعُقَدِ ﴿﴾ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ ﴿﴾


"Bismillâahi'r -rahmâani'r-rahıym

Kul euuzü birabbil felak
Min şerri mâa halak
Ve min şerri ğaasikın izâa vekab
Ve min şerrin neffâasâati fil 'ukad
Ve min şerri haasidin izâa hased"

Meali:

"De ki: Sabahın Rabbine sığınırım, yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöküp bastığı zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürenlerin şerrinden. Ve haset edenin, haset ettiği zaman şerrinden."

Nâs Sûresi

 

بِسْـمِ ٱللهِ ٱلرَّحْمٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ ﴿﴾ مَلِكِ ٱلنَّاسِ ﴿﴾ اِلٰهِ ٱلنَّاسِ ﴿﴾ مِنْ شَرِّ ٱلْوَسْوَاسِ ٱلْخَنَّاسِ ﴿﴾ ٱَلَّذِى يُوَسْوِسُ فِى صُدُورِ ٱلنَّاسِ ﴿﴾ مِنَ ٱلْجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ ﴿﴾


"Bismillâahi'r -rahmâani'r-rahıym

Kul euuzü birabinnâas
Melikinnâas
İlâahinnâas
Min şerril vesvâasil hannâas
Ellezii yüvesvisü fii sudüürinâas
Minel cinneti vennâas"

Meali:

"De ki: Sığınırım insanların Rabbine, insanların (yegâne) mâlikine, insanların ma'bûduna, o sinsi şeytanın şerrinden, ki o, insanların göğüslerine daima vesvese verendir. (O şeytan) gerek cinden, gerek insandan (olsun)."

 

Namazda Okunan Bazı Duâlar

Tekbir

 

ٱَللهُ اَكْبَرُ


Allaahü Ekber.

Mânâsı:

"Allâh En Büyüktür."

Sübhâneke

 

سُبْحَانَكَ ٱللّٰهُمَّ وَبِحَمْدِكَ وَتَبَارَكَ ٱسْمُكَ وَتَعَالٰى جَدُّكَ (وَجَلَّ ثَنَآئُكَ) وَلاَ اِلٰهَ غَيْرُكَ


Sübhaanekellaahümme ve bihamdik. Ve tebâarakesmük. Ve teaalâa ceddük. (Ve celle senâaük.*) Velâa ilâahe ğayrük."

* "Ve Celle senâaük" ilavesi cenaze namazında yapılır.

Mânâsı:

Allâh'ım, seni tenzîh ve hamdinle tesbih ederim. Senin adın mübârektir. Senin azametin çok yücedir. (Senin şânın yücedir) ve senden gayri hiçbir ilâh yoktur."

Tehıyyât

 

ٱَلتَّحِيَّاتُ ِللهِ وَٱلصَّلَوَاتُ وَٱلطَّيِّبَاتُ ٱَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ اَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ وَرَحْمَةُ ٱللهِ وَبَرَكَاتُهُ ٱَلسَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلٰى عِبَادِ ٱللهِ ٱلصَّالِحِينَ اَشْهَدُ اَنْ لاَ اِلٰهَ اِلاَّ ٱللهُ وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ


"Ettehıyyâatü lillâahi vessalevâatü vettayyibâatü esselâamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetüllâahi ve berakâatühüü esselâamü aleynâa ve alâa ibâadillâahis salihiyn. Eşhedü ellâa ilâahe illallâah ve eşhedü enne Muhammeden abdühüü ve rasüülüh."

Mânâsı:

"Her türlü kavlî, bedenî ve mâlî ibâdetler Allâh'a mahsustur. Ey şânı yüce Peygamber, selâm ve Allâh'ın rahmetiyle bereketleri senin üzerine olsun ve selâm bizlere ve Allâh'ın sâlih kullarına olsun. Ben şehâdet ederim (yakînen bilirim) ki, Allâh'tan başka hiçbir ilâh yoktur. Ve şehâdet ederim ki Hazret-i Muhammed Allâh'ın kulu ve Resûlüdür."

Salevât-ı Şerîfeler

 

ٱَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلٰى اِبْرَاهِيمَ وَعَلٰى اٰلِ اِبْرَاهِيمَ اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ


"Allâahümme salli alâa Muhammediv ve alâa âali Muhammedin kemâa salleyte alâa ibraahiyme ve alâa âali ibraahiyme inneke hamiydüm meciyd.

Mânâsı:

"Allâh'ım, (Peygamber Efendimiz) Hz. Muhammed'e ve âline, Hz. İbrahim'e ve âline rahmet ettiğin gibi, rahmet eyle.

 

ٱَللّٰهُمَّ بَارِكْ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلٰى اِبْرَاهِيمَ وَعَلٰى اٰلِ اِبْرَاهِيمَ اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ


Allâahümme bârik alâa Muhammediv ve alâa âali Muhammedin kemâa bârekte alâa ibraahiyme ve alâa âali ibraahiyme inneke hamiydüm meciyd."

Mânâsı:

Allâh'ım, (Peygamber Efendimiz) Hz. Muhammed ve âlini, Hz. İbrahim ve âlini mübârek kıldığın gibi mübârek kıl."

Salevât-ı Şerîfeden Sonra Okunacak Duâ

 

رَبَّنَا اٰتِنَا فِى ٱلدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى ٱْلاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ


"Rabbenâa âatinâa fiddünyâa hasenetev ve fil âahırati hasenetev ve kınâa azâabennâar.

Mânâsı:

"Ey Rabbimiz, bize dünyada ve âhirette iyi hâl ver ve bizi o ateş azabından koru.

 

رَبَّنَا ٱغْفِرْ لِى وَلِوَالِدَىَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ ٱلْحِسَابُ


"Rabbenağfirlii ve livâa lideyye ve lil mü'miniyne yevme yekuumül hısâab"

Mânâsı:

Ey rabbimiz , hesab günü geldiği zaman bizi mağfiret et. Anne ve babamı ve müminleri de mağfiret et."

"Rabbenâ âtinâ" duâsından sonra, selâmdan önce okunacak duâ:

 

ٱَللّٰهُمَّ اِنِّى اَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ وَاَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ ٱلْقَبْرِ وَاَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ ٱلْمَسِيحِ ٱلدَّجَّالِ وَاَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ ٱلْمَحْيَا وَٱلْمَمَاتِ


"Allâahümme innii eûzü bike min azâabi cehennem ve eûzü bike min azâabi'l-kabri ve eûzü bike min fitneti'l-mesiyhı'd-deccâal ve eûzü bike min fitneti'l-mahyâa ve'l-memâat."

Mânâsı:

"Allâh'ım, Cehennem azâbından, kabir azâbından, deccâlin fitnesinden, hayat ve ölüm fitnesinden sana sığınıyorum."

Abdullahi'bni Abbas (r.a.), Peygamber Efendimizin bu duâyı Kur'ân-ı Kerîm'den bir sûreyi öğrettiği gibi tâlîme çalıştığını rivâyet buyurmuşlardır. Resûlüllah Efendimiz'den, tavsiye edilen başka duâlar da mevcuttur.

Kunut Duâları

 

ٱَللّٰهُمَّ اِنَّا نَسْتَعِينُكَ وَنَسْتَغْفِرُكَ وَنَسْتَهْدِيكَ وَنُؤْمِنُ بِكَ وَنَتُوبُ اِلَيْكَ وَنَتَوَكَّلُ عَلَيْكَ وَنُثْنِى عَلَيْكَ ٱلْخَيْرَ كُلَّهُ نَشْكُرُكَ وَلاَ نَكْفُرُكَ وَنَخْلَعُ وَنَتْرُكُ مَنْ يَفْجُرُكَ
ٱَللّٰهُمَّ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَلَكَ نُسَلِّى وَنَسْجُدُ وَاِلَيْكَ نَسْعٰى وَنَحْفِدُ نَرْجُو رَحْمَتَكَ وَنَخْشٰى عَذَابَكَ اِنَّ عَذَابَكَ بِٱلْكُفَّارِ مُلْحِقٌ


"Allaahümme innâa nesteıynüke Ve nesteğfiruke ve nestehdiyk Ve nü'minübike ve netüübü ileyk Ve netevekkelü aleyk Ve nüsnii aleykelhayra küllehüü neşküruke velâa nekfürük Ve nahleu ve netrukü men yefcürük.

Allâahümme iyyâake ne'büdü ve leke nüsallii ve nescüdü ve ileyke nes'aa ve nahfidü nercüü rahmeteke ve nahşâa azâabeke inne azâabeke bilküffâari mülhık."

Mânâsı:

"Allâh'ım, senden yardım, hidayet ve mağfiret dileriz. Sana iman eder, sana tevbe eder, sana güvenip dayanırız. Her hayırla zâtını senâ eder (nîmetlerine) şükrederiz. Asla seni (inkâr ile) küfretmeyiz. Sana isyan edenleri hal'ederiz ve terk ederiz.

Allâh'ım, ancak sana ibâdet eder, sadece senin için namaz kılar ve secde ederiz. Ancak sana (kulluk) için çalışır ve koşarız. Rahmetini umar, âzabından da korkarız. Zira senin azabın kâfirlere ulaşıcıdır."

Rükû

Namazın rükünlerinden dördüncüsü rükûdur.

Rükû, kıyamda kırâatı bitirdikten sonra, baş ile arka düz olacak şekilde eğilmektir. Bu esnada kadınlar, parmaklarını dizkapakları üzerine kor. Erkekler ise, parmaklarıyla kavrayarak diz kapakları üzerine kor.

Oturarak namaz kılan, rükû' için başını dizleri hizâsına kadar eğer.

Secde

Namazın rükünlerinden beşincisi secdedir.

Secde, rükû'dan doğrulduktan sonra alnını, burnunu, iki ayağının parmak uçlarını, iki eli ile iki dizini yani toplam yedi âzasını yere koymaktır. Secdede gözler burnun iki yanına bakar. Eller yüzün hemen iki yanında, parmaklar kapalı ve kıbleye doğru tutulur.

Ka'de-i Ahîre

Namazın rükünlerinden altıncısı ka'de-i ahîredir ki, son oturuş demektir.

Ka'de-i ahîre, namazın sonundaki oturuşta "Et-tehıyyâtü"yü okuyacak kadar oturmaktır.

Kaadede erkekler, sağ ayaklarının parmakları kıbleye gelecek şekilde çevirir ve sol ayağını yatırarak iki ayağı üzerine oturur. Kadınlar ise iki ayaklarını sağa çıkararak uylukları üzerine oturur. Kadınların bu oturma şekline teverrük denir. Kaadede eller dizlerin üzerine kıbleye doğru serbest olarak konur.

Namazın Vâcibleri

Namaza "Allâhü ekber" lafzı ile başlamak,
Fâtiha-i şerîfe okumak,
Fâtiha'dan sonra bir sûre veya kısa bir sûreye muâdil olacak kadar âyet okumak,
Kırâeti evvelki iki rek'ata tahsis etmek,
İki secdeyi birbiri ardınca yapmak,
Tâdil-i erkâna riâyet etmek. Yâni rükû ve secdeden doğrulunca ve diğer rükünler arasında mafsallar mutmain (her âzâ kendi mahallinde müstekar) oluncaya kadar beklemek,
Ka'delerde et-Tehıyyâtü okumak,
Namazın sonunda selâm vermek,
Öğle ve ikindi namazlarının farzlarında Fâtiha ve sûreleri gizli (sessiz) okumak,
Sabah, akşam ve yatsı farzlarıyla cuma ve bayram namazlarında imam olan kimse, Fâtiha ve sûreleri cehrî (sesli) okumak,
Üç veya dört rek'atli namazlarda ikinci re'katten sonra oturmak,
Fâtiha'yı, zamm-ı sûre veya âyetten evvel okumak,
Namazda sehven terk edilen vâciplerden dolayı sehiv secdesi etmek,
Vitir namazında kunut okumak,
Secdeye alın ile birlikte burnunu da yere koymak.

Namazın Sünnetleri

Ezan okumak,
Namaza başlarken, ilk tekbirde erkeklerin ellerini kulakları hizâsına kadar kaldırması,
Tekbirden hemen sonra el bağlamak. (Kadınlar; göğsü üzerinde sağ eli sol eli üzerine koyar. Erkekler ise, sağ ellerinin baş ve serçe parmakları ile sol bileğine halka yaparak göbek altına bağlar.)
Sübhâneke okumak,
Eûzü ve besmele okumak,
Her rek'atta Fâtiha'dan önce besmele okumak,
Fâtiha'dan sonra "Âmîn" demek,
Rükû'a ve secdeye iner ve kalkarken tekbir almak,
Rükû'da üç kere tesbih okumak,
Erkekler, rükû'da ellerinin parmaklarını açık olarak dizleri üstüne koyup başları ile sırtlarını bir hizada tutmak. (Kadınlar başları ile sırtlarını düz yapmazlar) Kadınlar, parmaklarını birbirinden ayırmaksızın ellerini dizlerinin üzerine koymak,
İmam, rükû'dan kalkarken "Semiallâhü limen hamideh" demek,
Cemâat, rükû'dan kalkarken "Rabbenâ leke'l-hamd" demek,
Yalnız kılanın her ikisini de söylemesi,
Secdede üç kere tesbih okumak,
Secdede elin parmaklarını kapalı tutmak,
Erkek, secdede karnını oyluklarından uzak tutup kollarını yerden kaldırmak,
Kadın ise, secdede karnını oyluklarına yapıştırıp kollarını yanına temas ettirmek.
Tahiyyâtta ve ka'dede ellerini oyluklarının üzerine koyup, parmaklarını kendi haline bırakmak.
Tahiyyâtta erkek sol ayağı üzerine oturup sağ ayağını dikmek,
Kadın ise iki ayağını sağ yana yatırarak sol oyluğu üzerine oturmak,
Selâma sağdan başlamak,
Son ka'dede Peygamber Efendimiz'e salevât okumak.

Namazın Âdâbı

Müezzin kaamet getirirken: "Hayye-ale'l-felâh" dediğinde beklemeden ayağa kalkmak.
İftitah tekbirinde baş parmaklarını kulak yumuşağına temas ettirmek,
Kıyâmda secde yerine bakmak,
Rükû'da ayağının uçlarına bakmak,
Rükû ve secde tesbihlerini beş veya yedi defa okumak,
Alnından evvel burnunu yere koymak,
Secdede burnunun iki tarafına bakmak,
Selâmda omuzlarına bakmak,
Esneme geldiği zaman ağzını tutamazsa, sağ elin dışı ile kapamak,
İmkân nisbetinde iyi ve temiz elbise ile namaz kılmak,
Sağına selâm verirken, sağındaki cemaat ve melâikeye selâm vermeye niyet etmek,
Soluna selâm verirken solundaki cemâat ve melâikeye selâm vermeye niyet etmek,
Yalnız ise selâmda kirâmen kâtibîn ve hafaza meleklerine selâm vermeye niyet etmek,
Mümkün olduğu kadar öksürmeyi defetmek.

Namazın Mekruhları

Namazın içinde sağa sola bakmak,
Elbise veya vücut ile oynamak, (Vücuda yapışan elbiseyi küçük bir hareketle silkelemekte bir beis yoktur.)
Özürsüz, parmağını çıtlatmak,
Secde yerindeki taşları temizlemek,
Elini böğrüne koymak,
Bir yerini bir veya iki defa kaşımak, (Namazda burun akıntısını silmek yere akıtmaktan evlâdır.)
Özürsüz bağdaş kurmak,
İnsan yüzüne karşı kılmak,
Kor halindeki ateşe karşı namaza durmak,
Bir kimsenin önünde, başı üzerinde, sağında, solunda arkasında veya elbisesinde bakan kimsenin kolayca görebileceği kadar belirgin resim varken namaz kılmak,
Gerinmek,
Esnemek,
Tehıyyatta ayak parmaklarını dikip, ökçelerin üzerine oturmak,
Kaynaklarını yere koyup dizlerini göğse çekerek veya elleri yere koyarak oturmak,
Yenisi ve güzeli varken eski ve kötü elbise ile kılmak. (Müstehap olan her zaman âdet olanı giymektir. Gecelikler, giyilmesi âdet olan elbiselerden olduğu için onunla namaz kılmakta kerâhet yoktur. N. İslâm.)
Başı açık kılmak, (Alçak gönüllülük maksadıyla olursa mekruh olmaz.)
Secdede veya secde dışında elinin veya ayağının parmaklarını kıbleden çevirmek,
Cemâatle namaza duracağında önünde yer varken safa girmeyip arkada durmak,
Kabre karşı namaz kılmak,
Necâsete karşı perdesiz namaz kılmak,
Kadınla, perdesiz bir hizada durup ayrı ayrı namaz kılmak,
Tuvalete gitme ihtiyacı varken sıkışık olarak namaz kılmak,
Secdeden kalkarken dizlerini ellerinden evvel kaldırmak,
Secdede bir ayağını kaldırmak,
İmamdan evvel rükû'a gitmek,
İmamdan evvel rükû'dan kalkmak,
İmamdan evvel secdeye gitmek,
İmamdan evvel secdeden kalkmak,
Secdeye giderken özürsüz olarak ellerini dizlerinden evvel yere koymak,
Özürsüz, yere veya duvara dayanarak kalkmak,
Namazda alnından toprak silmek,
Bir önceki rek'atte okuduğu zammı sûre ile, bir sonraki rek'atte okuduğu zammı sûre arasında sadece bir sûre bırakmak,
İkinci rek'atta evvelki rek'atta okuduğunun yukarısından sûre veya âyet okumak,
Farz namazlarda bir sûreyi bir rek'atta iki defa okumak, veya bir sûreyi her iki rek'atte okumak.
Farzın ikinci rek'atinde, birinci rek'atte okuduğundan üç âyet fazla okumak,
İmama uyanın imamla birlikte Kur'an okuması,
Özürsüz, alnındaki sarığın üzerine secde etmek,
Kıyamda iken özürsüz olarak duvara dayanmak,
Kıyamda sağa veya sola eğik vaziyette durmak,
Özürsüz, tek ayak üstünde durmak,
Namaz içinde âyet ve tesbihleri parmakla saymak,
Cemaatle namaz kılınırken yalnız namaz kılmak,
İmamın mihraptan başka yere durması,
İmamın bir zirâ (50 cm.) alçak yerde durup, cemâatin imamdan yüksekte durması,
İmamın bir zirâ (50 cm.)den yüksek yere durması; (Eğer imamın yanında bir kişi bulunursa mekruh olmaz.)
"Besmele" ve "âmin"i açıktan okumak,
Kırâatı rükû'a inerken tamamlamak,
Tekbirleri yerlerinde almamak, her zikir ve kırâati (okumayı) yerinde yapmamak,
Rükû ve secde tesbihlerini başını kaldırdıktan sonra söylemek,
Omuzu açık ve kolları sıvalı olarak namaz kılmak,
Önünde bir canlının geçmesi ihtimâli olan yerde önüne sütre (herhangi bir cisim) dikmeyi terk etmek,
Bir şeyi koklamak,
İşitilmeyecek derecede üflemek, (işitilecek derecede üflenirse namaz bozulur.)
Başa mendil ve benzeri bir şeyi sarıp tepesini açık bırakmak,
Ağzını ve burnunu örterek namaz kılmak,
İkinci defa toplanan cemâate imam olacak şahsın mihraba durması.
Bunlar namazın mekruhlarıdır.

Namazı Bozan Şeyler

Konuşmak ve kendi işiteceği kadar gülmek. (Eğer yanındaki işitecek kadar gülerse hem namazı ve hem de abdesti bozulur.)
"Ah!" diye inlemek,
Ağlamak, (Eğer ağlamak Allâh korkusundan olursa namaza zarar vermez),
İsteği ile ve özürsüz öksürüp boğazını ayıklamak,
Sakız çiğnemek,
Bir rükünde üç kere kıl koparmak,
Bir rükünde, herhangi bir yerini elini kaldırmak sûretiyle üç kere kaşımak,
Bir rek'atta iki saf miktarı yürümek,
Saç veya sakalını taramak,
Aralarında bir adam sığacak kadar açık yer bulunmaksızın bir kadınla beraber durarak, aynı imamla, aynı namazı bir hizada kılmak,
Özürsüz, yüzünü ve göğsünü kıbleden çevirmek,
Namaz içinde imamından başkasının yanlışını söylemek,
Kur'ân'ı mânâ bozulacak kadar yanlış okumak,
Kasten selâm verip selâm almak, (Namazın sonu zannederek selâm verse namaz bozulmaz. Secde-i sehiv lâzım gelir.)
Avret mahallinin dörtte birinin üç tesbih okuyacak kadar açık bulunması, (Avret mahallini isteği ile açarsa o anda namazı bozulur.)
Secdede iken iki ayağı ile tepinmek, (Bir ayakla üç defa tepinirse namazı yine bozulur.)
Secdede iki ayağını birden yerden kaldırmak.

 

Namaz Nasıl Kılınır

Namaz kılacak kimse, önce üzerinde ve namaz kılacağı yerde, namazın sahih olmasına engel olacak pislik cinsinden bir şeyin bulunmamasına dikkat eder. Abdest alır, Kıbleye döner. Kendini dünya düşüncelerinden mümkün mertebe çeker. Allâh'ın mânevî huzurunda olduğunu hatırından çıkarmaz. Kılacağı namaza kalbi ile niyet eder.

Meselâ kılacağı sabah namazının sünneti ise: "Niyet ettim Allâh rızâsı için bugünkü sabah namazının sünnetini kılmaya" diye kalben niyet eder. Şâyet farzını kılacaksa: "Niyet ettim Allâh rızâsı için bu günün sabah namazının farzını kılmaya" diye kalben niyet eder. Eğer nâfile namaz kılacaksa, "Niyet ettim Allâh rızâsı için namaz kılmaya" diye kalben niyet eder. Sonra iki elinin parmaklarını açık tutarak ve kıble tarafına döndürerek baş parmaklarını kulaklarının yumuşağına değecek kadar kaldırıp iftitah tekbirini alır. Yâni "Allâhü ekber" der (Resim 13). Kadınlar ise, ellerinin parmak uçları omuzları hizasına gelecek şekilde kaldırırlar (Resim 14)

Sonra erkekler sağ elinin içi sol elinin üzerine, (serçe parmak ile baş parmak sol elin bileğinde halka yapacak şekilde) koyarak ellerini göbek altına bağlar (Resim 15). Kadınlarsa, sağ el sol elin şeküzerinde göğüslerinin üzerine koyarlar. Gözler secde yerine bakar (Resim 16).

Eller bağlandıktan sonra "Sübhâneke" okunur. Sonra Eûzü ve Besmele çekilir ve Fâtiha-i Şerîfe okunur. Sonunda "Âmin" denir. Sonra bir sûre veya kısa bir sûre uzunluğunda en az bir âyet okunur. Eller yanlara salınıp "Allâhü Ekber" diyerek rükû'a gidilir.

Rükû'da erkekler parmakları açık olarak elleri ile dizlerini kavrar, baş ve arkayı aynı hizada tutarlar. (Resim 17). Kadınlar erkekler kadar eğilmezler (Resim 18). rükû'da en az üç defa "Sübhane rabbiye'l-azıym" denir. rükû'da ayak parmaklarına bakılır. Fakat baş eğilmez, düz tutulur. Rükûdan sonra "Semiallâhü limen hamideh" ve "Rabbenâ lekel hamd" diyerek doğrulunur. Tam doğrulduktan sonra "Allâhü Ekber" diyerek secdeye gidilir. Secdeye inerken evvelâ dizler, sonra eller, daha sonra baş yere konulur. (Secdede alın ve burnun yerin sertliğini hissetmesi şarttır.) El ve ayak parmakları kıbleye doğru çevrilir.

Secdede erkekler dirseklerini yanlara açıp karınlarını oyluklarından uzaklaştırırlar veayak parmaklarının uçları kıbleye doğru olur (Resim 19). Kadınlar ise bunun aksine dirseklerini yanlarına, karınlarını da uylukları üzerine getirirler ve ayak parmaklarını erkekler gibi kıbleye getirmezler. Ayaklarını yatırarak (resimde görüldüğü gibi) üstünü yere getirirler (Resim 20). Secdede üç defa "Sübhâne rabbiye'l-âlâ" denilir. Sonra "Allâhü Ekber" diyerek secdeden kalkılır, dizler üzerinde oturuş vaziyetine gelinir. Bir kere "Sübhânellâh" diyecek kadar bekledikten sonra "Allâhü Ekber" deyip ikinci secdeye varılır. Bu secdede yine üç kere "Sübhâne rabbiye'l-alâ" denilir. "Allâhü Ekber" deyip ikinci rek'ata kalkılır. Eller evvelki gibi bağlanır. Yalnız Besmele-i Şerîfe ile Fâtiha-i Şerîfe ve bir sûre veya bir uzun âyet okunur. Sonra aynen birinci rek'atte yapıldığı gibi rükû' ve secde yapılır. İkinci rek'atin ikinci secdesinden sonra sol ayağı yere döşeyip sağ ayağı dikerek ve parmakları kıbleye getirmek sûretiyle oturulur (Resim 21). Kadınlar iki ayağını sağ taraftan çıkartarak uylukları üzerine otururlar (Resim 22). "Ettehıyyâtü, Allâhümme salli ve Allâhümme bârik..." okunur. Sonra "Rabbenâ âtinâ" gibi dualar okunur.

Yüz sağ omuz tarafına döndürülerek "Es-selâmü aleyküm ve rahmetüllâh" denir (Resim 23, Resim 24). Bundan sonra da yüz sol tarafa döndürülerek yine "Es-selâmü aleyküm ve rahmetüllâh" denilir. Böylece namazdan çıkılmış olur. (Resim 25, Resim 26).

Sabah namazının farzı da aynen (sünneti gibi) böyle kılınır. Erkekler farzdan önce kaamet okurlar.

Kılınan herhangi bir namazdan, selâm verip çıktıktan sonra "Allâhümme ente's-selâmü ve minke's-selâm. Tebârekte yâ ze'l-celâli ve'l-ikrâm" denilip arkasından şu tesbih okunur:

 

سُبْحَانَ ٱللهِ وَٱلْحَمْدُ ِللهِ وَلاَ اِلٰهَ اِلاَّ ٱللهُ وَٱللهُ اَكْبَرُ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِٱللهِ ٱلْعَلِىِّ ٱلْعَظِيمِ


"Sübhaanellâhi ve'l hamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vellâhü ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi'l-alliyyi'l-azıym."

Mânâsı:

"Allâh'ı tesbih ve tenzih ederim. Hamd ona mahsustur. Allâh'tan başka ilah (Hak ma'bud) yoktur. (İsyandan) dönmek ve (itâate yönelmekde) güçlü bulunmak ancak pek yüce ve büyük (olan) Allâh'ın yardımıyla olur."

Bundan sonra 1 Âyetü'l-Kürsî (Allâhü lâilâhe illâ hü...) okunarak 33 kere "Sübhânallâh", 33 kere "Elhamdülillâh", 33 kere de "Allâhü Ekber" denilir. Arkasından şu tekbir, tehlil ve tahmid okunur:

 

ٱَللهُ اَكْبَرُ لاَ اِلٰهَ اِلاَّ ٱللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ ٱلْمُلْكُ وَلَهُ ٱلْحَمْدُ يُحْيِى وَيُمِيتُ وَهُوَ حَىٌّ لاَ يَمُوتُ بِيَدِهِ ٱلْخَيْرُ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ


"Allâhü Ekber. Lâ ilâhe İllallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehül mülkü velehül hamdü yuhyî ve yümît. Vehüve hayyün lâ yemûtü biyedihil hayrü ve hüve âlâ külli şey'in kadîr."

Mânâsı:

"Hz. Allâh her şeyden büyük ve ondan başka ilâh (Hak ma'bûd) yoktur, o birdir. Onun ortağı yoktur, Mülk onundur, hamd ona mahsusdur. Diriltir ve öldürür, O diridir, ölmez. Hayır onun elindedir. Ve o her şeye kaadirdir."

Bu tekbir, tehlil ve tahmidden sonra eller kaldırılır ve duâ edilir (Resim 27, Resim 28).

Bütün namazların kılınış şekli böyledir. Ancak, 3 ve 4 rek'atli farzlar ile 4 rek'atli sünnet-i müekkedelerin ve vitir namazının birinci oturuşunda sadece "Ettehıyyâtü" okunur. "Allâhümme salli ve Allâhümme bârik" okunmaz. Fakat İkindi namazının sünneti ile yatsı namazının ilk dört rek'at sünneti gibi, sünnet-i gayri müekkedelerin birinci oturuşlarında "Ettehıyyâtü" den sonra, "Allâhümme salli" ve "Allâhümme bârik" de okunur. Üçüncü rek'atin başında diğer dört rek'atli namazların aksine "Sübhâneke" okunur. Sonra "Euzü ve Besmele" çekilerek "Fâtiha"ya başlanır.

Öğle namazının sünnetinde, "Niyet ettim Allâh rızâsı için bugünkü öğle namazının sünnetine" diye kalben niyet edilir. Farzında ise, "Niyet ettim Allâh rızâsı için bugünkü öğle namazının farzına" diye kalben niyet edilir. Son sünnetine, "Niyet ettim Allâh rızâsı için bugünkü öğle namazının son sünnetine" diye kalben niyet edilir.

İkindi namazının sünnetinde: "Niyet ettim Allâh rızâsı için bugünkü İkindi namazının sünnetine" farzında, "Niyet ettim Allâh rızâsı için bugünkü İkindi namazının farzına" diye kalben niyet edilir.

Akşam namazının farzında: "Niyet ettim Allâh rızâsı için bugünkü akşam namazının farzına", sünnetinde de, "Niyet ettim Allâh rızâsı için bugünkü akşam namazının sünnetine" diye kalben niyet edilir.

Yatsı namazının ilk sünnetinde, "Niyet ettim Allâh rızâsı için bugünkü yatsı namazının ilk sünnetine", farzında da, "Niyet ettim Allâh rızâsı için bugünkü yatsı namazının farzına", diye kalben niyet edilir. Son Sünnetinde "Niyet ettim Allâh rızâsı için bugünkü yatsı namazının son sünnetine" diye kalben niyet edilir. Daha sonra kılınan üç rek'at vitir namazında ise: "Niyet ettim Allâh rızâsı için vitir namazını kılmaya" diye kalben niyet edilir.
KADIN ve ERKEĞİN
NAMAZ KILIŞ ŞEKİLLERİ
 
Resim: 13 Tekbir.
Gözler secde yerine bakıyor. Ellerin içi kıbleye dönük, başparmak kulak yumuşağına değiyor. İki ayak birbirine paralel, ayaklar arasında 4 parmak sığacak kadar mesafe var.
Resim: 14 Tekbir.
Gözler secde yerine bakıyor. Eller göğüs hizasında, parmak uçları omuz hizasını geçmiyor.
Resim: 15 Kıyam.
Gözler secde yerine bakıyor. Eller göbek altında bağlanmış vaziyette. Sağ elin küçük parmağıyla başparmak, sol elin bileğini halka gibi kavramış şekilde. İki ayak arası 4 parmak kadar açık ve birbirine paralel.
Resim: 16 Kıyam.
Gözler secde yerine bakıyor. Eller göğüs üstünde ve sağ el sol elin üzerinde.
Resim: 17 Rükü.
Gözler iki ayak ucuna bakıyor. Baş ile arka aynı hizada, sırt düz vaziyette ve yere paralel durumda. Bacak ve kollar gergin. Parmaklar açık, sıkıca dizkapaklarını kavramış vaziyette.
Resim: 18 Rükü.
Gözler iki ayak ucuna bakıyor. Baş ile sırt aynı hizada olmayıp, baş daha yukarda. Parmaklar, araları kapalı olarak hafiften dizkapakları üzerinde.
Resim: 19 Secde.
Baş iki el arasında. Alın ve burun yere değiyor. Parmaklar kıbleye doğru. Dirsekler yere değmiyor ve vücuda yapışık değil. Karın, oyluklardan ayrı. Ayak parmakları kıbleye dönük, topuklar
Resim: 20 Secde.
Alın ve burun yere değiyor. Baş iki el arasında, parmaklar kıbleye doğru. Dirsekler yere değiyor ve vücuda yapışık," oyluklar da karna bitişik vaziyette. Ayakların üstü yere gelmiş şekilde ve her iki ayak sağa yatık.
 
Resim: 21 Ka'de.
Gözler oyluklara bakıyor. Eller oyluklar üzerinde, parmaklar kendi halinde. Sol ayak yatık ve üzerinde oturulmuş. Sağ ayak dik ve başparmağı kıbleye dönük.
Resim: 22 Ka'de.
Gözler oyluklara bakıyor Eller oyluklar üzerinde, parmaklar kendi halinde Her iki ayak sağa çıkarılmış, sol ayak üzerine değil, yere oturulmuş vaziyette
Resim: 23 Sağa Selam.
Eller oyluklar üzennde, parmaklar kendi halinde. Sağ ayak dik, başparmak kıbleye dönük. Baş sağa çevrilmiş ve gözler omuza bakıyor.
Resim: 24 Sağa Selam.
Eller oyluklar üzerinde, parmaklar kendi halinde.' Her iki ayak sağa çıkarılmış vaziyette. Baş sağa çevrilmiş ve gözler omuza bakıyor.
Resim: 25 Sola Selam.
Eller oyluklar üzerinde, parmaklar kendi halinde. Sağ ayak dik, başparmak kıbleye dönük. Baş sola çevrilmiş ve gözler omuza bakıyor.
Resim: 26 Sola Selam.
Eller oyluklar üzerinde, parmaklar kendi halinde. Her iki ayak sağa çıkarılmış vaziyette. Baş sola çevrilmiş ve gözler omuza bakıyor.
Resim: 27 Dua.
İki el birleştirilmiş, parmak uçları omuz hizasında. Avuçlar semaya doğru açık ve yüze meyilli tutulmuş. Başparmak diğer parmaklara bitişik değil.
Resim: 28 Dua.
İki el birleştirilmiş, parmak uçları omuz hizasında. Avuçlar semaya doğru açık ve yüze meyilli tututmuş. Başparmak diğer parmaklara bitişik değil.


Beş Vakit Namaz

Sabah Namazı

Sabah namazı 2'si sünnet, 2'si farz olmak üzere 4 rek'attir. İlk önce sünnet, sonra farz kılınır. Namaz kılmak isteyen kimse, abdestli olarak Kıble'ye döner ve ayakta olduğu halde, kalbinden "sabah namazının sünnetini kılmaya" niyet edip, "Allâhü Ekber" diye tekbir alır ve aynen "Namaz nasıl kılınır?" bölümünde tarif edildiği gibi 2 rek'at namaz kılar. Böylece sabah namazının sünnetini kılmış olur. Sabah namazının farzı da tıpkı sünneti gibi kılınır. Farza başlarken kaamet getirir ve kalbinden "Bugünkü sabah namazının farzına" diye niyet eder. (Kadınlar hiçbir namazda kaamet getirmezler.) Bilenlerin sabah namazının farzında uzun sûre okumaları sünnettir. İki rek'at bitip selâm verdikten sonra yukarda târif edildiği gibi, tesbihleri okur ve duâ yapar.

Öğle Namazı

Öğle namazını kılacak kimse, önce "öğle namazının sünnetine" niyet edip, tıpkı sabah namazının sünneti gibi iki rek'at kıldıktan sonra oturur, "Ettehıyyâtü" okur. Selâm vermeden "Allâhü Ekber" deyip üçüncü rek'ata kalkar ve "Fâtiha" okur. Üçüncü ve dördüncü rek'atları tıpkı evvelki iki rek'at gibi kıldıktan sonra oturur. "Ettehıyyâtü", "Allâhümme salli", "Allâhümme bârik", "Rabbenâ âtinâ" duâlarını sonuna kadar okuyup selâm verir.

Öğle namazının farzı da sünneti gibi kılınır. Yalnız, erkekler önce kaamet okurlar. "Bugünkü öğle namazının farzını kılmaya" diye niyet edilir. Üçüncü ve dördüncü rek'atlarında yalnız "Fâtiha" okunur. Başka bir sûre veyâ başka bir âyet okunmaz. Diğer farz namazların üçüncü ve dördüncü rek'atlarında da sadece "Fâtiha" okunup, başka bir şey okunmaz.

Öğlenin son sünneti de tıpkı sabah namazının sünneti gibi kılınır. Yalnız, başlarken "Bugünün öğle namazının son sünnetine" diye niyet edilir.

İkindi Namazı

İkindi namazını kılmak isteyen kimse, önce dört rek'at sünnet kılar. "Bugünkü ikindi namazının sünnetini kılmaya" diye niyet eder. İlk iki rek'ati sabah namazının sünneti gibi kılar. Ancak ikinci rek'atte "Ettehiyyâtü" den sonra "Allâhümme salli, Allâhümme bârik" de okur. selâm vermeden "Allâhü Ekber" diye üçüncü rek'ata kalkar, "Fâtiha"dan önce "Sübhâneke" ve Eûzü-Besmele okumak sûretiyle iki rek'at daha kılar.

İkindinin farzı, aynen öğlenin farzı gibi kılınır. Yalnız niyet değişiktir. "İkindinin farzına" diye niyet edilir. Farza başlamadan önce erkeklerin, kaamet getirmeyi ihmal etmemeleri lâzımdır.

Akşam Namazı

Akşam namazında farz evvel, sünnet sonra kılınır. Akşam namazını kılacak kimse, önce kaamet edip "Bugünkü akşam namazının farzına" diye niyetlenir, üç rek'at farz kılar. Birinci ve ikinci rek'atleri sabah namazının farzı gibi kıldıktan sonra, oturup "Ettehiyyâtü"yü okur, "Allâhü Ekber" diye üçüncü rek'ata kalkar. Üçüncü rek'ati yalnız bir Fâtiha ile kılarak oturur. "Ettehiyyâtü, Allâhümme salli, Allâhümme bârik, Rabbenâ âtinâ" gibi duâları okur, selâm verir.

Farzdan sonra, "akşam namazının sünnetine" diye kalben niyetlenerek, aynen sabah namazının sünneti gibi iki rek'at sünnet kılar.

Yatsı Namazı

Yatsı namazında, önce tıpkı ikindinin sünneti gibi dört rek'at sünnet, ondan sonra kaamet getirerek öğlenin farzı gibi dört rek'at farz, daha sonra sabah namazının sünneti gibi iki rek'at son sünnet kılınır. Bunların farkı yalnız niyetlerdedir. Başka fark yoktur.

Vitir Namazı

Vitir namazı vacip olup üç rek'attir. Yatsı namazından sonra kılınır. Her rek'atte Fâtiha ve bir sûre okunur.

Vitir namazı şöyle kılınır:

İlk önce, "Bugünün vitir namazını kılmaya" diye kalben niyet edilir. "Allâhü Ekber" deyip tekbir alınarak namaza durulur. Sabah namazının sünneti gibi iki rek'at kıldıktan sonra oturup sadece "Ettehiyyâtü" okunur. "Allâhü Ekber" diye üçüncü rek'ata kalkılır. Fâtiha ve bir sûre okunur. Bundan sonra rükûa gitmeden, eller bırakılır. "Allâhü Ekber" diye eller kaldırılarak tekbir alınır. Sonra eller bağlanıp kunut duâları okunur. Bundan sonra elleri bırakıp, diğer namazlarda olduğu gibi "Allâhü Ekber" diye rükû yapılır. Secdelerden sonra da oturulur, tahiyyat, salevat ve duadan sonra selâm verilir.

Böylece bir gün içerisinde kılınması icabeden beş vakit namaz; farzıyla, vâcipiyle ve sünnetleriyle beraber kılınmış olur.

Beş vakit namazdaki rek'atlerin sayıları

Farzlar:
Sabah 2, Öğle 4, İkindi 4, Akşam 3, Yatsı 4 olmak üzere, 17 rek'attir.

Vâcip:
Sadece vitir namazı olmak üzere, 3 rek'attır.

Sünnet-i müekkedeler:
Sabah 2, Öğle 4+2, Akşam 2, Yatsı 2 olmak üzere, 12 rek'attir.

Sünnet-i gayr-i müekkedeler:
İkindi 4,Yatsı 4 olmak üzere, 8 rek'attir.

Sehiv Secdesi

Sehiv secdesi, namazda unutma veya gafletle yapılan bir noksanlık veya fazlalıktan meydana gelen hatâyı düzeltmek için yapılması vâcip olan secdedir.

Sehiv Secdesinin İcabettiği Yerler

Sehiv secdesi namaz içindeki bir vâcibin terk veyâ tehir edilmesinden, Farzın ise sâdece geciktirilmesinden dolayı lâzım gelir. Farzın terk edilmesinde ise, sehiv secdesi kâfi gelmez; namazın yeniden kılınması gerekir.

Namazın sünnetlerinden herhangi birinin terkedilmesi hâlinde ise, sehiv secdesi lâzım gelmez.

Bir kimse namazda gizli okunacak yerde aşikâr okusa, vitir namazında kunutu terk etse veya dört rek'atli bir namazda birinci oturuşu unutarak terketmiş olsa, secde-i sehiv yapar. Böylece noksanını tamamlamış, hatâsını düzeltmiş olur.

Sehiv Secdesinin Yapılışı

Sehiv secdesi icabettiği zaman, "Ettehıyyatü"yü okuduktan sonra iki tarafa selâm verilir, "Allâhü Ekber" diye tekbir getirerek arka arkaya iki secde yapılır.

İkinci secdeden sonra oturulup, "Ettehıyyatü, Allâhümme salli, Allâhümme bârik ve Rabbenâ âtinâ..." duaları okunarak selâm verilir.

Sehiv secdesi yapacak kimse imamsa, yalnız sağ tarafına selâm verip sehiv secdesi yapar.

Cuma Namazı

Cuma namazı, cuma günü öğle vakti cemaatle kılınması farz olan bir namazdır.

Cuma Namazının Şartları

Beş vakit namazın şartlarından başka cuma namazının iki şartı daha vardır:

Vücûbunun, yâni müslüman üzerine farz olmasının şartları,
Sıhhatinin, yâni cuma namazının sahih olmasının şartları.

Cuma Namazının Vücûbunun Şartı Yedidir:

Erkek olmak, (Kadın ve hünsâ olmamak.)
Hür olmak, (Esir veya hapis olmamak.)
Mukim olmak, (Seferî olmamak.)
Sıhhatli olmak, ( Namaza gidemeyecek kadar hasta olmamak.)
Gözleri sağlam olmak, (Âmâ olmamak.)
Ayakları sağlam olmak, (Kötürüm olmamak.)
Namaza gitmeye mâni ve gitmemeyi mübah kılan bir özrü bulunmamak. (Düşman korkusu, şiddetli yağmur, çamur gibi şeyler cumaya mâni hallerdir.)

Cuma Namazının Sıhhatinin Şartı Altıdır:

Cuma namazı kılınacak yer, şehir olmak, (izin ve berât verilen köylerde de kılınabilir),
Emir veya vekilinin kıldırması,
Öğle namazı vaktinde kılınması,
Cemaatin huzurunda hutbe okumak,
İmamdan başka üç kişi bulunmak,
Cuma kılınan yer herkese açık olmak.

Cuma Namazına Niyet

Evvelâ kılınan dört rek'ata "cuma'nın ilk sünnetine" diye niyet edilir. Sonra imamla kılınan iki rek'at, cuma namazının farzıdır. Bundan sonra kılınan dört rek'at, cumanın son sünnetidir.

Daha sonra kılınan dört rek'at ise "zuhr-i ahîr" dir. Buna şöyle niyet edilir: "Niyet ettim edâsı üzerime farz olup da henüz üzerimden sâkıt olmayan en son öğle namazının farzına."

Bu şekilde niyet edilirse, eğer o günün cuma namazı, şartlarında bir noksanlıktan dolayı kabul olunmamışsa, öğle namazı kılınmış olur; kabul olunmuşsa, en son kazaya kalmış öğle namazına sayılır.

Zuhr-i ahîrden sonra kılınan iki rek'ata "vaktin sünnetine" diye niyet edilir.

Cumanın farzından sonra bu on rek'at kılınmadığı takdirde, şartlarında bir noksanlıktan dolayı cuma namazı kabul olunmamışsa, öğle namazı, üzerine borç olarak kalır. Bu sebeple cumanın farzından sonra kılınan bu on rek'ati kat'iyyen terk etmemelidir.

 

Bayram Namazı

Kendilerine cuma namazı farz olan kimselere bayram namazları vâciptir.

İki bayram namazı vardır: Biri, Ramazan Bayramı namazı, diğeri de Kurban Bayramı namazıdır.

Bayram namazlarının vakti, güneşin doğmasından takriben 45 dakika sonra başlayıp kaba kuşluğa kadardır. Bayram namazları ikişer rek'attir ve cemaatle kılınır. Aynen sabah namazının farzı gibi olup, fazla olarak her rek'atte üçer tekbir vardır.

Üçü, birinci rek'atte Sübhâneke'den sonra Fâtiha'dan evvel; üçü de ikinci rek'atte kırâatten (zammı sûreden) sonradır. Bu altı tekbir vâciptir. Her iki rek'atin rükû tekbirleri de vâcip olan tekbirlere yakın olduğundan vâciptir. İftitah tekbiri her namazda olduğu gibi bayram namazlarında da farzdır. Diğer tekbirler sünnettir.

Bayram namazlarında hutbe, namazdan sonra okunur. Ramazan bayramında sadaka-i fıtırdan, kurban bayramında da kurbandan bahsedilir.

Kurban bayramının arefe günü sabah namazından, dördüncü günün ikindi namazına kadar 23 vakit namazda, farzdan sonra teşrik tekbiri okumak vâciptir.

Teşrik tekbiri şöyledir:

 

ٱَللهُ اَكْبَرُ ٱَللهُ اَكْبَرُ لاَ اِلٰهَ اِلاَّ ٱللهُ وَٱللهُ اَكْبَرُ ٱَللهُ اَكْبَرُ وَِللهِ ٱلْحَمْدُ


"Allâhü Ekber Allâhü Ekber. Lâ ilâhe İllallâhü vallâhü Ekber. Allâhü Ekber ve lillâhil hamd."

Bu tekbiri her mükellef kadın ve erkeğin, -Namazı ister cemâatle ister tek başına kılsın, ister müsâfir, ister mukim olsun- farzın hemen akabinde okumaları vâciptir.

Kaza Namazları

Erkek ve kadın her akıllı müslüman bâliğ olduktan sonra, diğer dinî vazifelerle beraber beş vakit namazı hiç geçirmeden edâ etmek mecburiyetindedir. Kat'iyyen geçirmemeye gayret etmelidir. Kur'ân-ı Kerîm'de Cenâb-ı Hakk ellibeş yerde her müslümana namazla emretmektedir. Ayrıca otuzüç yerde namaz zekâtla beraber emrolunmaktadır.

Hülâsa, Kur'ân-ı Kerîm'de, namaz emri yüzden fazla âyetle sâbittir. Namaz hakkında emrin bu kadar çok tekrar edilmesi, namazın fazilet ve sevabının büyüklüğüne işârettir. Terk edenler için de, cezasının çok ağır olacağına delâlet eder.

Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîflerinde "Kıyâmet gününde kulun en evvel sorguya çekileceği şey, namazdır" buyurmuşlardır. Bu hadisi şerifte, Namaz hesabını tam verenlerin diğerlerinde kolaylık göreceğine, veremeyenlerin, zorda kalacağına işâret vardır.

Bir insan, bir vakit namazın yerine milyonlarca lira sadaka verse veya birinin iki rek'at namazı yerine bir başkası yüz rek'at namaz kılsa, namaz borçlusu şahıs bunlarla mes'ûliyetinden hiç bir sûrette kurtulamaz.

Namaz kime farz olmuşsa ancak onun tarafından kılınmak sûretiyle edâ edilir. Binâenaleyh bir kimsenin gaflet veya tembellik yüzünden vaktinde kılamadığı namazı varsa hiç zaman geçirmeden kazâ etmeli, bu namazı kazâya bıraktığı için de ayrıca tevbe ve istiğfar etmelidir.

Namaz borcu olan kimse borçlarını hesaplar. En sonundan başlayarak kazâ edip bitirir. En evvelinden başlamak câiz ise de, en kâmil yaşta kazâya kalanların cezasının daha ağır olacağından önce onları affettirmek düşüncesiyle sonundan başlayarak, kazâ etmek evlâdır. Kazâ ederken yalnız farzlar ve vitir kılınır. Sünnetler kazâ edilmez.

Kazâ namazı, kerâhet vakitleri hâricinde, her zaman kılınabilir.

Kazâ borcu olan; 5 vakit namazın sünnetleri, teheccüd, evvâbin, duhâ, tesbih namazları ve mübârek gecelerde kılınan hâcet namazlarını ve sâir nâfileleri kılabilir. Bunları kılmasında hiç bir mahzur yoktur. (İbni Âbidiyn C. 1 S. 688.)

 

Bazı Nâfile Namazlar

İnsan farz namazları noksansız edâ etmekle beraber, bunun dışında nâfile olan evvâbin, teheccüd , duhâ ve tesbih namazlarını da kılmaya gayret etmelidir. Çünkü, bunlarda sayılamayacak kadar büyük sevap ve hasene vardır. Bir hadis-i kudsîde Cenâb-ı Hak: "Kulum farzlarla benim azabımdan kurtulur, nâfilelerle de bana yaklaşır." buyuruyor

Evvâbin Namazı

Evvâbin namazında yüz hasene (ilâhî ihsan) vardır. Cenâb-ı Hakk bunun yetmişbeşini âhirette, yirmibeşini de dünyada verir. Binâenaleyh evvâbin kılmaya devam edenler mahşer sıkıntısı çekmezler. Evvâbin namazı akşam namazını müteâkip 6 rek'at olarak kılınır.

Duhâ Namazı

Duhâ namazında da yüz sevap vardır. Cenâb-ı Hakk bunun yetmişbeşini dünyada, yirmibeşini âhirette verir. Binâenaleyh duhâ namazı kılmaya devam edenler dünya sıkıntısı çekmezler. Duha namazı, güneş doğduktan 45 dakika sonra 6 rek'at olarak kılınır.

Teheccüd Namazı

Teheccüd namazının sevabı hudutsuzdur. Kılmaya devam edenlerin duâsı kabul, dereceleri yüksek olur. Resûlüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz'in hiç terketmediği bir namazdır. Bu da 6 rek'at olarak teheccüd vaktinde kılınır.Teheccüd vakti, gece, öğlenin girdiği vakitte başlar, imsak vaktine kadar devam eder. Meselâ: gündüz öğle vakti saat 12'00'de ise gece saat 12'00 de teheccüd vakti giriyor demektir.

Bu namazların niyetleri ve nasıl kılınacağı "Mübârek Gün ve Gecelerde Yapılması Tavsiye edilen DUÂ ve İBÂDETLER" isimli eserimizde geniş olarak izah edilmiştir.

Tesbih Namazı

Tesbih namazı tevbenin, istiğfarın en büyüğü ve bütün vücudla yapılanıdır.

Hazret-i İkrime'den ve o da Hazret-i İbn-i Abbas'dan rivâyet etmişlerdir ki, Hazret-i Resûlü Ekrem (sallallâhü aleyhi ve sellem) muhterem amcaları Hazret-i Abbas'a hitaben tesbih namazı ile alakalı şöyle buyurmuşlar:

"Ey amca, sana on haslet haber vermekle ikram etmiş olayım ki, onu işlediğin vakit günahının evveli ve âhiri, yenisi ve eskisi, hatâen ve kasten yapılanı, küçüğü ve büyüğü, gizlisi ve aşikâr olanı mağfiret edilmiş olsun..... Muktedir olursan bu tesbih namazını her gün kıl. Her gün kılamazsan ayda bir kere kıl. Onu da yapamazsan senede bir, onu da yapamazsan ömründe bir kere kıl."

Tesbih Namazının Kılınışı

Tesbih namazı 4 rek'attir. Bu namazda 300 defa şu tesbih okunur:

 

سُبْحَانَ ٱللهِ وَٱلْحَمْدُ ِللهِ وَلاَ اِلٰهَ اِلاَّ ٱللهُ وَٱللهُ اَكْبَرُ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِٱللهِ ٱلْعَلِىِّ ٱلْعَظِيمِ


"Sübhaanellaahi velhamdü lillâahi velâa ilâahe illallaahü vellaahü ekber velâa havle velâa kuvvete illâa billâahil aliyyil azıym."

Bu tesbih namaz içinde şöyle okunur:

15 Kere Sübhâneke'den sonra (Fâtiha'dan önce),
10 Zamm-ı sûreden sonra,
10 Rükûda,
10 Rükûdan kalkınca ayakta (kavmede),
10 Birinci secdede,
10 İki secde arasındaki oturmada (celsede),
10 İkinci secdede,
Bu birinci rek'atte okunan tesbihlerin adedi 75'tir. İkinci rek'atte aynı sıralama ile yine 75 defa okunur. Üçüncü ve dördüncü rek'atler de böyle kılınır.

Tesbih namazı, kılınması teşvik edilmiş bir namazdır. Bunu alışkanlık haline getirmek müstehaptır.Tembelllik etmemek lâzımdır.

Kılmasını bilmeyenlerin de istifade etmesi maksadıyla cemaatle de kılınabilir. Cemaatle kılınırsa imam olacak kimse bu namazı kılmayı evvelâ nezrederve namazı kıldırırken tesbihleri her yerde cehrî (sesli) okur. Cemaat ise dinler.
Bedava 5 GB E-mail isminiz@bilgicagi.net         Hemen Al         E-mail Oku Web Stats
Giriş Sayfası Yap Sık Kullanılanlara Ekle Copyright © 2005-2010 Bilgi Çağı Portal Sayfa Başına Dön