|
İnsanlığı ve bütün âlemleri büyük bir hikmet ve gâye ile yaratan Allâhü Teâlâ’ya sonsuz hamd ü senâlar olsun.
Kâinata en büyük rahmet, en büyük şefaatçı ve en büyük Peygamber Muhammed Mustafâ sallallâhü aleyhi ve sellem’e, O’nun âline, ashâbına ve bütün O’na tâbi olanlara salât ve selâmlar olsun.
İlmihal, müslümanların inanç ve ibâdetle ilgili öğrenmeleri icabeden hususları bildiren ilimdir.
Peygamber Efendimiz: „İlim öğrenmek her müslüman erkek ve kadın üzerine farzdır“, buyurmuşlar. Kâinatın efendisinin bu mübârek sözleriyle müslümanlara farz olduğunu açıkladığı ilim, muhakkak ki, dünyâ ve âhiret saâdetini kazanmalarına yarayacak olan “İlmihal” dir. İşte bunun içindir ki, her müslüman erkek ve kadının inanç ve ibâdet bakımından kendisine lâzım olan mes’eleleri öğrenmesi farzdır. “Zarûrât-i Diniyye” denilen bu mühim mevzuları öğrenip inanmadıkça insan, tam ve kâmil bir müslüman olamaz.
Bu mevzuda yazılmış küçük-büyük birçok “İlmihal” kitapları vardır. Bununla beraber, müslüman bir çocuğun temel mes’eleleri kolayca belleyip, hatırında tutabilmesine yardımcı olmak gâyesiyle bu “İlmihal”i hazırlamayı uygun bulduk.
H.A.
Mühim Hatırlatma
Muhterem okuyucu,
Elinizdeki eserde bazı sûre, âyet, ve duâlara yer verilmiş ve bunların latin harfleri ile de okunuşları konulmuştur. Bu, İslâm harflerini bilmeyenlerin, ezberlemelerine yardımcı olmak içindir. Yoksa latin harfleri ile doğru olarak ezberlemek mümkün değildir. Bu harflerle ezberleyenler, mutlaka bir hocadan düzgün okunuşu öğrenmelidirler.
Sureler Türkçelerinden okunduğu zaman aşağıdaki işaretlere dikkat edilmesi zarûrîdir:
âa: a harfi ince bir şekilde çekerek okunacak,
aa: a harfi kalın ve çekerek okunacak,
üü: ü çekerek okunacak.
ii: i çekerek okunacak,
Altı çizgili h boğazdan hırıltılı olarak çıkarılacak,
Altı çizgili s ve z harfleri peltek okunacaktır.
( بِســــْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ )
Dinimiz İslâm
Din
Din: Akıl sahiplerini kendi arzu ve istekleriyle dünya ve âhirette saâdet ve selâmete ulaştıran ilâhi bir nizamdır.
Allâhü Teâlâ hazretleri, ilk insan ve ilk peygamber Âdem (aleyhisselâm)'dan itibaren insanlara peygamberleri ile dinlerini bildirmiş olup bu dinler esas itibarı ile İslâmdır. Bu ilahi dinlerin sonradan bozulup asılları kaybolduğu için Cenâb-ı Hakk, Peygamberimiz (a.s.) vasıtasiyle hakîki dinlerin en sonuncusu ve en mükemmeli olarak bu günkü İslâm dinini bildirmiştir. İslâm dinine inanan kimseye müslüman denir. Biz de Elhamdülillah müslümanız.
Şerîat
Şerîat, din manasına geldiği gibi dinin, ibâdet ve muâmelelere ait hükümlerine de şerîat denir.
Îman
Îman, Peygamber Efendimiz (s.a.v) in Hazret-i Allâh tarafından getirip tebliğ buyurduğu hususların tamamını kabul ve tasdik etmektir. İman, bu tasdikten ibarettir. Fakat kişinin, hayatında ve ölümünde kendisine müslüman muâmelesi yapılması için kelime-i şehâdeti dili ile söyleyip kalbi ile tasdik etmesi şarttır.
İmanın şartları altıdır. Bu altı şart aşağıda Arapça aslını ve tercümesini göreceğimiz Âmentü'de açıklanmıştır.
آمَنْتُ بِاللهِ وَمَلاَئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ وَالْيَوْمِ اْلآخِرِ وَبِالْقَدَرِ خَيْرِهِ وَشَرِّهِ مِنَ اللهِ تَعَالَى وَالْبَعْثُ بَعْدَ الْمَوْتِ حَقٌّ اَشْهَدُ اَنْ لاَ اِلهَ اِلاَّ اللهُ وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ
„Âmentü billâhi ve melâaiketihî ve kütübihî ve rusülihî ve'l yevmi'l-âhıri ve bi'l-kaderi hayrihî ve şerrihî mine'llâhi teâlâ ve'l-ba'sü ba'de'lmevti hakkun eşhedü en lâa ilâhe illallâah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlüh.“
Mânâsı:
„Ben Allâhü Teâlâ'ya ve onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere; hayır ve şerrin Allâhü Teâlâ'nın yaratmasıyla olduğuna inandım. Öldükten sonra dirilmek de haktır. Ben şehâdet ederim ki, Allâhü Teâlâ'dan başka ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed (s.a.v.) onun kulu ve Peygamberidir.“
İmanın Şartları
Allâhü Teâlâ'ya inanmak,
Meleklerine inanmak,
Kitaplarına inanmak,
Peygamberlerine inanmak,
Âhiret gününe inanmak,
Kadere; hayır ve şerrin Allâh'tan olduğuna, öldükten sonra dirilmenin hak olduğuna inanmaktır.
İmanın bu altı şartından birini kabul etmeyen, hepsini inkâr etmiş sayılır. Meselâ, imanın beş şartını kabul edip, âhirete inanmayan kimse müslüman olamaz.
Allâhü Teâlâ'ya İman
Îmanın altı şartından birincisi, Allâhü Teâlâ'ya imân etmektir. Şöyle ki; Allâhü Teâlâ vardır. Onun zâtı, bütün kemâl sıfatları ile muttasıf (Yani, bütün güzelliklere eksiksiz olarak sahip), bütün noksan sıfatlardan münezzeh ve uzaktır.
Hz. Allâh'ın sıfatları, sıfât-ı zâtiyye ve sıfât-ı sübûtiyye olmak üzere iki kısımdır.
Sıfât-ı Zâtiyye
Hz. Allâh'ın Sıfât-ı Zâtiyyesi 6'dır:
Vücud: Var olmak.
Kıdem: Evveli olmamak; ezelî olmak.
Bekâ: Sonu olmamak; ebedî olmak.
Vahdâniyet: Birlik. Zâtında ve sıfatlarında tek olup, ortağı yoktur
Muhâlefetün lilhavâdis: Sonradan olanlara hiç benzememek.
Kıyam binefsihi: Var olmasında başka bir şeye muhtaç olmamak.
Sıfât-ı Subûtiyye
Allâhü Teâlâ'nın Sıfât-ı Sübûtiyesi sekizdir:
Hayat: Diri olmak. (Allâhü Teâlâ diridir ve dirilticidir.)
İlim: Bilmesi olmak. (Allâhü Teâlâ her şeyi, hattâ kalblerde gizlenen niyetleri dahi bilir.)
Semi: İşitmesi olmak. (Allâhü Teâlâ her şeyi işitir.)
Basar: Görmesi olmak. (Allâhü Teâlâ; karanlık gecede, kara taşın üstünde, kara karıncanın yürüdüğünü görür ve ayağının sesini işitir.)
İrâdet: Dilemesi olmak. (Yani irâde sahibidir ki, diler ve ne dilerse onu dilediği gibi yapar.)
Kudret: Gücü her şeye yeter olmak. (Allâhü Teâlâ her şeye kaadirdir.)
Kelâm: Konuşması olmak. (Allâhü Teâlâ'nın harf ve sese muhtaç olmadan söylemesi demektir.)
Tekvîn: Yoktan var etmek, meydana getirmek, yaratmak.
Meleklere İman
Îmanın ikinci şartı meleklere inanmaktır.
Melekler nurdan yaratılmış, istedikleri sûret ve şekillere girebilen rûhânî ve latif varlıklardır.
Meleklerde erkeklik ve dişilik yoktur. Onlar, emrolundukları şeylerde Allâh'a isyan etmezler. Yorulup usanmazlar. Yemek, içmek gibi ihtiyaçları yoktur. Kimi gökte, kimi yerde, kimisi de Arş'ta vazifelidirler. Sayılarını ancak Allâhü Teâlâ bilir. İçlerinden dört büyüğü meleklerin peygamberidir.
Dört Büyük Melek
Cebrâil (a.s.): Cenâb-ı Hakk'ın kitaplarını peygamberlere getirmeye, yâni vahye memur, Allâh ile resülleri arasında bir vâsıtadır.
Mîkâil (a.s.): Bir kısım hâdiselerin; Meselâ rüzgârların, yağışların, hubûbatın ve bitkilerin meydana getirilmesine memurdur.
İsrâfil (a.s.): Sûrun üfürülmesi, kıyâmet gününün meydana gelmesi ve insanların kıyâmette tekrar dirilmeleri hususlarına memurdur.
Azrâil (a.s.): Öleceklerin ruhlarını almaya memurdur.
Ayrıca her insanda, vazifeli 384 melâike vardır. Bunlardan, Kirâmen Kâtibîn ve Hafaza melekleri insan ne yaparsa onu yazmakla vazifelidirler.
Kitaplara İman
Îmanın üçüncü şartı kitaplara inanmaktır.
Cenâb-ı Hakk, kendi irâdelerini, emirlerini, nehiylerini, hikmetlerini kullarına bildirmek için zaman zaman peygamberlerine kitaplar indirmiştir. Bu kitapların tamamına ilâhî kitaplar denir.
Cebrâil (a.s.) vâsıtası ile peygamberlere vahiy olarak gönderilen kitap ve suhufun (sayfaların) adedi 104'tür.
Suhuf (Sayfalar)
10 Suhuf, ÂDEM aleyhisselâm'a,
50 Suhuf, ŞİT aleyhisselâm'a,
30 Suhuf, İDRİS aleyhisselâm'a,
10 Suhuf, İBRAHİM aleyhisselâm'a, gönderilmiştir ki, tamamı 100 sahifedir.
Kitaplar
Tevrat, Mûsa aleyhisselâm'a,
Zebur, Dâvud aleyhisselâm'a,
İncil, İsa aleyhisselâm'a,
Kur'ân, Peygamberimiz MUHAMMED Aleyhisselâm'a, gelmiştir. Kur'anın gelmesiyle ilk üçünün hükmü kaldırılmıştır. Kur'an-ı kerim 114 sûre, 6666 âyettir. İki durak arasına bir âyet denir. Kur'an'ın bir harfi bile değişmemiştir. Dünyadaki bütün Kur'an'lar aynıdır. Kur'an-ı Kerim kıyâmete kadar Allâh'ın himâyesinde olup değişmeyecektir.
Peygamberlere İman
Îmanın dördüncü şartı peygamberlere inanmaktır.
Peygamberler, Cenâb-ı Hakk'ın, şerîatını, emirlerini, yasaklarını, haberlerini kullarına bildirmek için gönderdiği müstesna zatlardır. Peygamberler insanları, Allâh'a şirk koşmak ve puta tapmak gibi dalâletlerden kurtarmaya, inananları hem dünyada hem de âhirette saâdete erdirmeye vesiledirler. İnsanların akılları gerçek kurtuluş yolunu bulmakta yetersiz olduğundan Hazreti Allâh, kullarının ebedî saadeti için peygamberler göndermiştir. Peygamberler, Allâh tarafından mûcizelerle kuvvetlendirilmişler; Allâh'ın izni ile bir çok hârikulâde yani eşi görülmemiş ve olamaz diye bilinen şeyler, onların elinde kolayca olmuştur.
İlk insan ve ilk peygamber Âdem aleyhisselâm'dır. İşte bunun içindir ki, yaratılışı itibariyle üstün bir varlık olan insanın, aslı, bazı yanlış düşünenlerin iddiâ ettiği gibi maymun değil; yine insandır. Esasen “İnsanın aslı maymundur” diyenlerin bu bâtıl iddiâsını asrımızın inkişaf eden ilmi ve fenni de kökünden çürütmüştür. Hiç şüphesiz bilinmelidir ki, bizim aslımız maymun değil; Cennetten gelme, tertemiz, Hazreti Âdem ile Hazret-i Havvâ'dır.
Peygamberlerin Sıfatları
Peygamberler hakkında bilinmesi vâcip ve zarûri olan sıfatlar beştir.
Sıdk: Peygamberler doğrudurlar. Asla yalan söylemezler.
Emânet: Emindirler. (Her hususta kendilerine inanılır.)
Tebliğ: Hz. Allâh'ın emir ve yasaklarını hiç noksansız ve çekinmeden tebliğ ederler.
Fetânet: Son derece zekîdirler.
Ismet: Mâsumdurlar; günah işlemekten uzaktırlar.
Bizim Peygamberimizin diğer peygamberlerden ayrı beş vasfı daha vardır:
Bütün peygamberlerden efdâldir (Üstündür).
Bütün insanlara ve cinlere gönderilmiştir.
Peygamberler silsilesinin son halkası (Hâtemü'l-Enbiyâ) yâni son peygamberdir. Ondan sonra peygamber gelmeyecektir.
Bütün âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir.
Şerîatı, kıyâmete kadar devam edecektir.
Kur'an'da İsimleri Geçen Peygamberler
Hazret-i Âdem aleyhisselâmdan Peygamberimize kadar bir rivâyete göre 124 bin, diğer bir rivâyete göre ise 224 bin peygamber gelmiştir. Bunlardan ancak 28 tanesinin isimleri Kur'ân-ı Kerim'de zikredilmiştir. Kur'ân-ı Kerim'de adları geçen ve bilinmeleri vâcip olan peygamberlerin mübârek isimleri şunlardır:
1. Âdem 8. İsmâîl 15. Hârûn 22. Zekeriyya
2. İdris 9. İshâk 16. Dâvûd 23. Yahyâ
3. Nûh 10. Yâkûb 17. Süleyman 24. Îsâ
4. Hûd 11. Yûsüf 18. Yûnus 25. Üzeyr*
5. Sâlih 12. Eyyûp 19. İlyas 26. Lokman*
6. İbrâhîm 13. Şuayb 20. Elyesa 27. Zülkarneyn*
7. Lût 14. Mûsâ 21. Zülkifl
28. Hazret-i Muhammed. (Aleyhimüsselam)
* Bu üç mübârek zâta evliya diyenler de vardır.
|